Blog

Credibly reintermediate backend ideas for cross-platform models. Continually reintermediate integrated processes through technically sound intellectual capital.
meme-kanseri-sonrasi-takip.jpg
01/Eki/2018

Birçok kadın meme kanseri tedavisini bitirmiş olmanın rahatlığını ve heyecanını bir arada yaşar. Ancak, kanserin nüks edebileceği korkusunu da taşırlar.

Meme kanseri tedavisini tamamladıktan sonra bile doktorlarınız sizi yakından takip etmek isteyecektir. Kontroller sırasında kanserin tekrar edip etmediği veya tedavi yan etkileri olup olmadığını değerlendirmek için bazı laboratuvar veya radyolojik testler isteyebilir.

Standart bir kontrol programı

  • Doktor ziyaretleri: İlk önce doktorunuzun ziyaretleri büyük olasılıkla birkaç ayda bir planlanacaktır. Daha sonra genelde 5 yıla kadar yılda bir kontroller olacaktır.
  • Mamografi: Eğer olsaydı Meme koruyucu cerrahi, bir alacak mammogram bundan sonra daha sonra en azından her yıl ameliyat ve radyasyon sonra yaklaşık 6-12 ay tamamlanır ve. Eğer bir mastektomi yapmış olsaydınız, kalan göğüste yıllık mamografi çekmeniz gerekecektir.
  • Pelvik muayeneler:Eğer hormon ilaçlarından biri olan tamoksifen veya toremifen alıyorsanız ve hâlâ uterusunuz varsa, her yıl pelvik muayene yaptırmanız gerekir; çünkü bu ilaçlar rahim kanseri riskinizi artırabilir . Bu risk, menopoz geçti kadınlarda en yüksektir. Vajinal kanama veya menopozdan sonra lekelenme, dönemler arasında kanama veya lekelenme veya dönemlerinizdeki bir değişiklik gibi sıradışı bir vajinal kanama hakkında derhal doktorunuza haber vermeyi unutmayın. Buna genellikle kanser olmayan bir şey neden olsa da, aynı zamanda uterus kanserinin ilk belirtisi olabilir.
  • Kemik yoğunluğu testleri:Erken evre meme kanseri için bir aromataz inhibitörü (anastrozol, letrozol veya eksemestan) kullanıyorsanız veya tedavinin bir sonucu olarak menopoz geçirirseniz, doktorunuz kemik sağlığınızı izlemek isteyecek ve test etmeyi düşünebilirsiniz. kemik yoğunluğun
  • Diğer testler:Kan testleri ve görüntüleme testleri (kemik taramaları ve göğüs radyografisi gibi) gibi diğer testler, takipte standart bir parça değildir çünkü meme kanseri tedavisi gören bir kadının daha uzun yaşaması için yardım ettikleri gösterilememiştir. Ancak, kanserin geri gelebileceğini düşündüren belirtiler veya fizik muayene bulguları varsa bunlar yapılabilir. Bu ve diğer testler, yeni tedavilerin klinik araştırmalarla değerlendirilmesinin bir parçası olarak da yapılabilir.

Semptomlar, muayene veya testler kanserinizin olası nüksetmesini öneriyorsa, bir röntgen, BT taraması, PET taraması, MR taraması, kemik taraması ve / veya bir biyopsi gibi görüntüleme testleri yapılabilir. Doktorunuz kandaki dolaşımdaki tümör hücrelerini arayabilir veya CA-15-3, CA 27-29 veya CEA gibi kan tümörü belirteçlerinin seviyelerini ölçebilir. Kanserleri kemiklere veya karaciğer gibi diğer organlara yayılırsa, tümör belirteçlerinin kan seviyeleri bazı kadınlarda yükselir. Tekrarlamalı tüm kadınlarda yüksek değildir, bu nedenle her zaman yardımcı olmazlar. Eğer yükselirlerse, doktorunuz bunları terapi sonuçlarını izlemek için kullanabilir.

Göğüs kanseri geçirmiş kadınların hala başka kanser türlerine sahip olabileceğini bilmek önemlidir. Aslında, meme kanseri olan kadınlar diğer kanserler için daha yüksek risk altındadır. Bu nedenle, kolorektal kanser ve rahim ağzı kanseri gibi erken kanser tespiti için Amerikan Kanser Topluluğu rehberlerini takip etmek önemlidir . İkinci kanser riskleri ve bunlarla ilgili neler yapabileceğiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

 

 


meme-kanseri-sonrasi-hamilelik-ve-tekrarlama-riski-1200x800.jpg
01/Eki/2018

Birçok kadın meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalabilir. Bununla birlikte, bazı tedaviler hamile kalmayı zorlaştırabilir. Bir gün çocuk sahibi olmak isteyebileceğinizi düşünüyorsanız veya seçeneklerinizi açık tutmak istiyorsanız doktorunuzla bu konuyu konuşmak için en uygun zaman meme kanseri tedavisine başlamadan öncedir.

Özellikle meme kanseri geçirmiş genç bir kadınsanız, meme kanserinin çocuk yeteneğini nasıl etkilediği ve ekstra risk olup olmadığı hakkında sorularınız olabilir,doktorunuzla bu konuyu görüşmelisiniz.

Meme kanserinden sonra bebek sahibi olabilir miyim?

Meme kanseri için bazı tedaviler bir kadının doğurganlığını etkileyebilir. Örneğin meme kanseri için kemoterapi yumurtalıklara zarar verebilir ki bu bazen infertilite  nedeni olabilir. Yine de, birçok kadın tedaviden sonra hamile kalabilir.

Hamilelik ve emzirme meme kanserimi geri gelebilir mi?

Çalışmalar göstermiştir ki,  başarılı bir  tedaviden sonra gebelik meme kanserinde  tekrarlama riskini arttırmaz.

Ayrıca meme kanseri tedavisinden sonra emzirmenin kanserde tekrarlama riskini arttırdığına dair bir kanıt yoktur. Aslında, bazı araştırmalar emzirmenin kanser gelişme riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Gebelik için meme kanseri tedavisinden sonra ne kadar süre beklemeliyim?

Çocuk sahibi olmak istiyorsanız,  hamile kalmaya çalışmadan önce tüm tedavinin bitimini bekleyerek en az 2 yıl beklemeleri önerilir. Beklemek için en iyi zaman süresi açık değildir, ancak 2 yılın, kanserin herhangi bir erken tekrarını bulmak için yeterli zaman olduğu düşünülür ve bu da hamile olma kararınızı etkileyebilir. Ancak bu tavsiyenin herhangi bir klinik araştırmadan elde edilen verilere dayanmadığını ve her hastanın farklı değerlendirilmesi gerektiğini unutmayın. Kararınız, yaşınız, daha fazla gebelik isteğiniz, meme kanseri türü ve kanserin erken nüks riski gibi birçok şeye bağlıdır.

Hamile kalırsam, meme kanseri hikayem bebeğimi tehlikeye atabilir mi?

Bir kadının geçmişteki meme kanserinin bebeğinde doğrudan bir etkisinin olduğuna dair bir kanıt bulunmamaktadır. Araştırmacılar, meme kanseri olan kadınlarda doğan çocuklarda doğum kusurları veya diğer uzun süreli sağlık sorunları konusunda artmış bir risk olmadığını saptamışlardır.

Meme kanseri tedavisi doğmamış bebeğimi etkileyebilir mi?

Kemoterapi, hormon tedavisi veya hedefe yönelik tedavi de dahil olmak üzere meme kanseri tedavisine devam ediyorsanız, hamile kalmaya çalışmadan önce doktorunuzla konuşun. Bu ilaçlar büyümekte olan bir fetüsü etkileyebilir, bu nedenle hamile kalmadan önce tüm tedavinin tamamlanmasını beklemek daha güvenlidir. Tedaviyi erken bırakmanın, kanserin büyümesi veya geri gelmesi riskini artırabileceğini hatırlamakta da fayda var.

Meme kanseri tedavisinden sonra emzirebilir miyim?

Meme cerrahisi ve / veya radyoterapi geçirmişseniz, etkilenen memeden emzirme problemleri yaşayabilirsiniz. Çalışmalar, memede azalan süt üretiminin yanı sıra emzirmeyi ağrılı hale getirecek yapısal değişiklikler ya da bebeğin memeyi tıutmakta zorlanabileceğini gösteriyor. Yine de, birçok kadın için  emzirmek mümkündür.

Meme kanserinizi tedavi etmek için hala ilaç kullanıyorsanız (hormon tedavisi gibi) emzirmeye başlamadan önce doktorunuzla konuşmanız çok önemlidir.

Bazı ilaçlar anne sütüne girebilir ve bebeği etkileyebilir.

Gebe olmayı düşünüyorsanız

Meme kanseri geçirmişseniz ve  çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, tedavinizin gebelik şansınızı nasıl etkileyebileceğini doktorunuzla konuşmanızda fayda var.


meme-kanseri-sonrasi-vucut-imaji.jpg
01/Eki/2018

Meme kanseri tedavisi sırasında ve sonrasında vücudunuzla barışık yaşamayı öğrenmek, her kadın için farklı olan kişisel bir yolculuktur. Bilgi ve destek alarak, zaman içindeki bu değişikliklerle başa çıkmanıza yardımcı olabilirsiniz.

Meme kanseri tedavisi sırasında ve sonrasında vücudunuzla barışık olmak

Kanserin ve tedavisinin neden olabileceği duygusal stresin yanı sıra meme kanseri olan pek çok kadın, tedavilerinin bir sonucu olarak görünüşlerinde meydana gelen değişikliklerle de başa çıkmak zorunda kalabilir

Bazı değişiklikler saç dökülmesi gibi kısa süreli ve geçici olabilir. Fakat kısa dönemli değişiklikler bile, bir kadının hislerine derin bir etkisi olabilir. Peruk, şapka, eşarp ve diğer aksesuarları da içeren saç dökülmesiyle başa çıkmanıza yardımcı olacak çeşitli seçenekler mevcuttur.

Ameliyat sonrası bir memenin (veya her iki memenin) bir kısmı veya tümünün kaybedilmesi gibi kalıcı değişiklikler olabilir. Bu durumda isterseniz protezli/protezsiz rekonstrüktif veya  onkoplastik cerrahi seçeneklerini değerlendirebilirsiniz .

Meme kanseri sonrası cinsel ilişki

Meme kanserinden sonra cinsellik hakkında endişeleriniz olabilir. Etkilenen memede his kaybı olabilir. Kemoterapi gibi meme kanseri için diğer tedaviler hormon seviyenizi değiştirebilir ve cinsel ilgi ve / veya tepkinizi etkileyebilir.

İlişki sorunları da önemlidir. Eşiniz tedaviden sonra, özellikle de ameliyat sonrası size  fiziksel olarak ve duygusal olarak sevgisini ifade etme konusunda endişe edebilir. Ancak meme kanseri olan çiftler için  zamanla bu konuda deneyim kazanarak bu sorunun üstesinden gelebilirler.


duygular-ve-meme-kanseri-1200x800.jpg
01/Eki/2018

Tedaviniz sırasında pek çok farklı nedenle kendinizi stresli ve sıkıntılı hissedebilirsiniz.Bu pek çok hastada görülebilen bir durumdur.

Meme kanseri hayatınızın bir parçası olduğunda bir miktar depresyon, endişe ve korkunun olması normaldir. Bazı kadınlar diğerlerinden daha fazla etkilenebilir.

Duygusal sorunlar tedaviden sonra da ortaya çıkabilir. Örneğin, muhtemelen kanserin tekrar etmesinden endişe duyabilirsiniz. Belki kanserin aileniz, arkadaşlarınız ve kariyeriniz üzerindeki etkilerinin farkındasınızdır. Etrafınızdaki kişilerle olan ilişkilerinizi yeniden gözden geçirebilirsiniz. Beklenmeyen sorunlar da endişeye neden olabilir.

Örneğin, tedaviniz den kaynaklanan maddi kaygılardan dolayı stresli olabilirsiniz. Bunların herhangi birisi endişelenmenize sebep  olabilir.

Bu sorunlar gelişmeden ya da geliştikten sonra hepiniz , arkadaşlarınızın, ailenizin, dini grupların, destek gruplarının, profesyonel danışmanların yardım ve desteğinden yararlanabilirsiniz.

Meme kanseri olan kadınlar ile ilgili özel konular

Meme kanseri olan birçok kadın ek stresli sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Örneğin, meme kanseri ameliyatı sonucunda görünümünüz değişmiş olabilir. Ayrıca meme kanseri sonrasında cinsellik konusunda endişeleriniz olabilir.Bu kitapçıkta, ilgili sayfada bu konuda bilgilendirmeler yer almaktadır.

Meme kanserinden kurtulan özellikle genç hastalar için görünüm ve cinsellikle ilgili değişiklikler daha stres yaratabilir. Bazı kadınlar hâlâ bir aile kurmayı veya daha fazla çocuk sahibi olmayı düşünüyor olabilirler veya zaten aile kurmuş olanlar  kanserin ve onun tedavisinin durumlarını nasıl etkileyebileceği konusunda endişelenebilirler.  Bazı kadınlar için, kemoterapi kalıcı veya geçici erken menopoza neden olabilir.

Lütfen yaşadığınız değişiklikler ne olursa olsun, bu durumlarla baş etmenize yardımcı olması için tavsiyelerimiz ve desteklerimiz olacağını bilin.

Yardım ve destek bulma

Kansere yakalanan hemen hemen herkes, bir takım desteklerden yararlanabilir. İçinizi açabileceğiniz insanlara ihtiyacınız olabilir. Aile, arkadaşlar, kanser destek grupları, dini veya manevi gruplar, sosyal medya destek toplulukları ya da bire bir danışmanlar gibi birçok biçimde destek alabilirsiniz. Sizin için en iyi olanı durumunuza ve kişiliğinize bağlıdır. Sıkıntınız ne olursa olsun, endişelerinizi giderecek bir yeriniz olduğundan emin olun.

Bu yolculukta kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Tek başınıza uğraşmak zorunda hissetmemelisiniz,ailenizi veya arkadaşlarınızı da bu sürece dahil ederek yardım alabilir,benzer durumlarla karşılaşan kişilere de siz destek olabilirsiniz.


meme-cerrahisi.jpg
26/Eyl/2018

MEME CERRAHİSİ

Meme Cerrahisi Ameliyatı Nasıldır.Her Meme Cerrahisi Ameliyat Gerektirir mi?

Erken adet yaşı ve geç menopoz, doğum yapmamış olma veya 30 yaş sonrası ilk doğum, emzirmeme veya az emzirme, anne ve kız kardeş gibi birinci derece akrabalarda meme kanseri olması, riski 2-3 kat artırıyor. 30 yaşından önce radyasyona maruz kalma, genetik faktörler, diğer memedeki kanser, uzun süreli doğum kontrol ilacı veya menopoz sonrası hormon kullanımı, sigara, alkol, hareketsiz yaşam ve menopoz sonrası obezite de risk faktörleri arasındadır.”

MEME CERRAHİSİ BELİRTİLERİ

Kadınların ilk fark ettikleri belirti, memede çevre dokudan farklı ele gelen sertlik olup, tüm meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’inde tanının, kitlenin hasta tarafından fark edilmesinden sonra hekime başvurmasıyla konulur.  Ayrıca meme boyut ve konturların da değişiklik, meme derisinde çöküntü, meme başının içeri çekilmesi, kendiliğinden tek taraflı meme başı akıntısı meme kanseri olasılığını akla getirmeli ve genel cerrahi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Meme cerrahisi tanısının, genel cerrahi uzmanınca yapılacak klinik meme muayenesi, mamografi ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri ve takiben meme biyopsisi yardımıyla konur.

Günümüzde meme kanseri tanısı erken evrede, kitle henüz elle muayenede fark edilmeyecek kadar küçük boyutlardayken mamografi olmak üzere, ultrasonografi ve gerektiğinde manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemleri yardımıyla saptanıp yüzde yüze varan sağ kalım oranları yakalanabilmekte. Ancak meme kanseri olgularının yüzde 15’inde mamografinin yanıltıcı olabileceği unutulmamalıdır. Erkekler de kendilerini elle muayene edebilirler.

Muayene esnasında meme yapılarında herhangi bir farklı bulgu ortaya çıktığında ihmal etmeden genel cerrahi uzmanınca değerlendirilmelidir.

Annesini kanserden kaybeden Angelina Jolie gen testi yaptırdı, test sonucu yüzde 90 riskli çıkınca iki memesini birden aldırdı.

Meme kanseri riski taşıyanlar, yüzde 50 oranında yumurtalık kanseri riski de taşıyor. Testi kimlerin yaptırması gerektiğini ve meme kanserinin diğer kanserlerle ilişkisini hastaya ayrıntılı olarak izah etmek gerekir

“ERKEN TEŞHİSTE MEMEYİ KURTARIYORUZ”

Meme kanserlerinin dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen kanser olduğunu ve erken tanının yüzde 100 sağ kalım ve memenin korunma şansı verdiğini söyleyelim.

Meme kanserlerinin yüzde 10’u genetik, yüzde 15’inde aile anamnezi (hikayesi) olduğu ve yüzde 75’inde ise hiçbir ilişki olmadan ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Meme cerrahisinde memeyi nasıl koruyoruz?

Memedeki kitle cerrahi olarak tamamen çıkarılmalı, meme kanserli dokudan temizlenmelidir. Bu ameliyat sırasında birlikte çalışılan patoloji uzmanı memenin tümörden tamamen temizlenip temizlenmediğine karar verir. Tümör çıkarıldıktan sonra ortaya çıkan boşluk, çevredeki meme dokusu ve diğer dokular tarafından doldurularak memenin estetik görünümü düzeltilir. Bazı durumlarda memenin tamamen boşaltılması, meme derisi, meme başı ve halkasının bir zarf şeklinde korunması mümkün olabilir. Bu durumda ekibimizde bulunan plastik cerrahi uzmanı tarafından protez kullanılarak memenin yeniden yapılması (rekonstrüksüyon) mümkündür. Onkoplastik cerrahi sayesinde aynı memede birbirine yakın olan fazla sayıdaki kanserli dokular çıkarılmakta ve böylece meme korunabilmektedir.

Onkoplastik meme cerrahisinde uyguladığımız yeni bir yöntem ise mini latissimus dorsi kası /flebi denilen yöntemdir. Bu teknikte tümör temizlendikten sonra ortaya çıkan boşluk, koltuk altındaki kas dokusu olan latissimus dorsi kası ile doldurulmaktadır.

MEME CERRAHİ EKİBİMİZ

GENEL CERRAHİ UZMANI

Günümüzde Genel Cerrahi alanında hastalara daha iyi ve kaliteli hizmet vermenin en önemli kuralı bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında ekip olarak çalışmaktır. Hastanemizde de Genel Cerrahi bölümü sağlık hizmetlerinde bir ekip ruhu içerisinde günü yakalayan, bilimsel temellere dayalı ve konularında deneyimli ekibiyle tam zamanlı olarak hizmet vermeyi amaçlamaktadır.
Meme Hastalıkları ve Cerrahisi
Yıllık meme muayene ve kontrol.

Tıbbi Onkoloji (Kemoterapi)

Kanserin tanı ve tedavisi, birçok uzmanlık dalının işbirliği ile multidisipliner olarak gerçekleştirilmelidir. Bu uzmanlık dallarından biri olan Tıbbi Onkoloji, kanserin ilaçla tedavisi anlamına gelen kemoterapi uygulamaları ile ilgilenmektedir. Memorial Sağlık Grubu Onkoloji merkezlerinin tıbbi onkoloji bölümlerinde; kanser tedavisinde kemoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaç ve moleküller, hormonoterapi ve immünoterapiler ile biyolojik tedaviler gerçekleştirilmektedir. Klasik kemoterapilerden farklı olarak günümüzde konforunu da sağlamayı hedef alan akıllı ilaçlar, kişiye özel olarak uygulanmaktadır. Kemoterapi, cerrahi öncesi tümörü küçültmek ya da sonrasında koruyucu amaçlı olarak kullanılırken, aynı zamanda lokal tedavi yöntemlerinden biri olan radyoterapiden önce, sonra veya her ikisi birlikte olarak da tercih edilebilmektedir. Kemoterapi sitotoksik ilaçlarla yapıldığı için özel bir ihtisas konusudur. Etkili dozlarda uygulanacak olan ilaç tedavisinin, aynı zamanda hastada oluşabilecek yan etkiler kontrol altına alınarak uygulanması esasına dayanır.

Tıbbi Onkoloji bölümünde uygulanan tedavi yöntemleri:

Kemoterapi Nedir?

Kemoterapi, tümörün ilaçla tedavi edilmesi demektir. Cerrahi ve ışın tedavisi ile birlikte tümör tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Kemoterapi ile tümör hücreleri öldürülür veya tümörün büyümesi durdurulmaya çalışılır. Bazen tek, bazen birkaç ilaç çeşitli yollarla verilerek uygulanır.

Kemoterapi Kim Tarafından Uygulanır?

Kemoterapi ile ilgilenen bilim dalına “Medikal Onkoloji” veya “Tıbbi Onkoloji”, bu alanda çalışan doktora “Medikal Onkolog (Tıbbi Onkolog)” denir. Medikal onkoloji ayrı bir uzmanlık dalıdır; medikal onkolog tümör tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir iç hastalıkları uzmanıdır. Tümör tedavisi bir ekip işidir ve mutlaka bu ekibin tüm üyelerinin bulunduğu merkezlerde uygulanmalıdır. Bu ekipte tümör cerrahisi ile ilgili uzman cerrah, ışın tedavisi (radyoterapi) ile ilgili radyasyon onkoloğu, kemoterapi ve hasta bakımı (destek tedavisi) ile ilgili medikal onkolog bulunmalıdır.

Kemoterapi Uygulamasında Amaç Nedir?

Tümörün cinsine ve hastanın özellikleri gibi değişik nedenlerle kemoterapi uygulanabilir.

  • Tümörü tamamen yok etmek ve hastayı iyileştirmek için,
  • Tümörün yayılmasını engellemek için,
  • Tümörün büyümesini durdurmak veya yavaşlatmak için,
  • Tümörün sebep olduğu belirtileri yok etmek için kemoterapi uygulanır.

Etkili bir tedavi yöntemi olmasına rağmen bazı durumlarda tümörü tamamen yok edemeyip sadece belirtilerini düzelterek rahat yaşamayı sağlayabilir. Bazı tümörlerde tek tedavi yöntemi kemoterapidir. Diğerlerinde ise kemoterapi diğer tedavilerle (cerrahi ve radyoterapi) art arda  veya eş zamanlı olarak uygulanır. Örneğin; ameliyat öncesinde tümörü küçültmek amacıyla,  ameliyattan sonra yayılmasını önlemek için kemoterapi yapılabilir. Aynı uygulamalar radyoterapi öncesinde ve sonrasında yapılabildiği gibi, radyoterapi ile aynı anda çeşitli yöntemlerle de kemoterapi uygulanabilir.

Kemoterapi Uygulama Sıklığı Ve Süresi Ne Kadardır?

Tedavi uygulama süresi ve sıklığı, hastalığın ve hastanın durumunuza göre özel olarak seçilen kemoterapi şemasına bağlıdır. Tedavi ile elde edilen cevaba ve oluşan yan etkilere göre süre ve sıklık doktor tarafından değiştirilebilir. Genellikle en sık kullanılan aralar 3 veya 4 hafta olmakla birlikte bazı tedavi şemalarına ek olarak haftada bir veya iki haftada bir uygulamalar da vardır. Kemoterapinin zamanlaması konusunda en önemli, hatta hayati önem taşıyan nokta, tedavinin mümkün olduğu kadar düzenli ve yan etkilerin izin verdiği ölçüde zamanında yapılmasıdır. Tedavi aralıkları gereksiz uzatıldığında, tümöre kendini toparlama ve ilaçlara direnç kazanarak daha da güçlenme riski kazandırılmış olur. Bu şekilde tümör büyümeye ve yayılmaya devam eder, tedavi başarı şansı azalır. Hastaların, kemoterapi randevuları konusunda kesinlikle doktorunun önerileri dışına çıkmaması gerekir.

Herhangi bir nedenle tedaviyi bırakmadan önce mutlaka doktorunuzla konuşarak sorunlarınızı anlatınız ve yardım isteyiniz.

Tedavi günlerine mutlaka uyunuz. Kendinizi iyi hissetmediğiniz gerekçesi ile asla kendi inisiyatifiniz ile tedavi gününüzü değiştirmeyin.

Evde kullanmak zorunda olduğunuz ilaçları mutlaka alın.

Aksi halde eksik tedaviden kaynaklanan tedavi başarısızlıkları ile karşı karşıya kalmak söz korusu olabilir.

Kemoterapi Nerede Uygulanır?

Kemoterapi mutlaka bu konuda eğitimli kişilerin çalıştığı merkezlerde uygulanmalıdır. Doktorun bilgi ve izni olmadan, kesinlikle herhangi bir hastanede veya evde, kemoterapi tecrübesi olmayan herhangi bir sağlık görevlisi tarafından uygulanmamalıdır.

Radyasyon Onkolojisi (Radyoterapi)

Radyasyon, dalgalar ya da parçacıklar tarafından taşınan özel bir enerji türüdür. Özel cihazlarca üretilebilir ya da radyoaktif olarak adlandırılan maddeler tarafından salınabilir. Uzun süredir bu enerji, tıpta görüntüleme amacı ile kullanılmaktadır. Akciğer filmleri buna bir örnektir. Bu tip filmlerde kullanılan radyasyon miktarına göre çok daha fazla enerji içeren radyasyon, kanser ve diğer bazı hastalıkları tedavi etmek için kullanılabilir. Radyasyonu hastalıklı organa yönlendirebilmek için özel cihazlara gereksinim vardır. Bu şekilde, yüksek dozdaki radyasyon enerjisinin tedavi amacı ile kullanılmasına “radyoterapi” ya da “ışın tedavisi” adı verilir.

Rayyoterapi Nasıl Etki Eder?

Yüksek dozdaki radyasyon hücreleri öldürebilir ya da bölünüp çoğalmalarını engelleyebilir. Kanser hücreleri normal hücrelere göre çok daha hızlı bölünüp çoğaldığından radyoterapi kanser hücreleri üzerinde normal hücrelerden daha etkili olmaktadır. Ayrıca normal hücrelerin toparlanıp eski haline gelmeleri kanser hücrelerine göre çok daha kolay olmaktadır. “Planlama” denilen aşamada, doktorlar, hastalıklı dokuların en fazla, normal dokuların ise en az radyasyona maruz kalması için gerekli çizimleri yaparak tedaviyi yönlendirmektedirler.

Radyoterapinin Faydaları Ve Hedefleri Nelerdir?

Vücudun hemen hemen her bölgesindeki bir çok kanser tipinde radyoterapi kullanılmaktadır.

Kanser hastalarının yarıya yakınında radyoterapi de uygulanmaktadır. Bazı kanser tiplerinde radyoterapi tek tedavi yöntemidir. Radyoterapi tek başına ya da cerrahi ve/veya ilaç tedavisi (“Kemoterapi”) ile birlikte uygulanarak çok sayıda hastada tam olarak iyileşme sağlanabilmektedir.

Radyoterapi bazen cerrahi öncesinde tümörü küçültme amacı ile verilmektedir. Bazı tümörlerde ise cerrahi sonrasında kalmış olabilecek kanser hücrelerini temizleme amacı ile uygulanır. Cerrahi esnasında radyoterapinin uygulandığı yöntemler de vardır. Cerrahi olmadan radyoterapi ve kemoterapinin direk uygulandığı kanser türleri de olabilir.

Hastalığı tam olarak iyileştirmenin mümkün olmadığı bazı durumlarda, hastanın ağrı, kanama gibi yakınmalarını azaltma amacı ile de radyoterapi uygulanabilir. Bu tür tedaviye “palyatif tedavi” adı verilir.

Risk Var mıdır?

Tedavi amacı ile uygulanan birçok yöntemde olduğu gibi radyoterapide de bazı riskler bulunmaktadır. Kanser hücrelerini yok edecek dozlardaki radyasyon normal hücre ve dokulara da zarar verebilir. Bu durumda hastada yan etki adı verilen rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Yan etkiler ile nasıl başa çıkılacağı kitapçığın daha sonraki bölümlerinde anlatılmıştır. Yan etkilerin riski genellikle kanserli hücreleri öldürmenin getireceği yararlara göre çok daha düşüktür.

Doktorunuz, tedaviden beklenen fayda, muhtemel risklere göre çok daha fazla ise radyoterapi almanızı önerecektir.

Radyoterapi Nasıl Verilir?

Radyoterapi iki şekilde olabilir: Dıştan (eksternal) ve içeriden (internal). Bazı hastalara bu iki şekil ardarda uygulanabilir.

Çoğu hastada radyoterapi uygulaması dıştan yapılır. Genellikle tedavi merkezlerinde poliklinikte yapılan bir uygulama olup radyoterapi cihazları kullanılarak ışınların hastalıklı dokuya yönlendirilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Eksternal tedaviler son yıllara kadar Kobalt-60 ya da lineer akseleratör denilen cihazlarla 2 boyutlu olarak gerçekleştirilirdi. İki boyutlu tedavilerde hedef hacme yeterli dozu verebilmek için geniş emniyet marjları verildiği için normal doku hasarı, yan etkiler daha fazla olmaktaydı. Ancak son yıllarda radyoterapi cihazları ndaki dramatik değişikliklerle üç boyutlu konformal radyoterapi, IMRT (yoğunluk ayarlı radyoterapi), sterotaktik radyoterapi (linak bazlı, gamaknife, cyberknife) uygulanarak hedef hacme maksimum doz uygulanırken normal dokunun minimum doz alması sağlanabilmektedir. Işın tedavisi almanıza karar verildiğinde doktorunuz aynı zamanda da hangi cihazın sizin için daha uygun olduğuna karar verecektir.

İçeriden (internal) uygulanan radyasyonda ise, radyoaktif madde ya da kaynak ince tel ya da tüpler ile ya direkt tümör içine ya da bir vücut boşluğuna yerleştirilmektedir. Bazen de cerrahi sonrasında kalan boşluğa yerleştirme yapılabilmektedir.

RADYOTERAPİYİ KİM VERİR?

Radyasyon ile hastalıkların tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir hekim olan “radyasyon onkoloğu” sizin ihtiyacınız olan tedavi tipi ve planını belirler. Bu hekim, kitapçık boyunca “doktorunuz” olarak adlandırılacaktır.

Tedaviniz süresince radyasyon onkologları, özel bir ekip ile çalışır. Bu ekipte bulunabilecek elemanlar şunlardır:

  • Radyasyon fizikçisi: Cihazların doğru çalıştığını ve uygun dozda radyasyon verdiğini denetler
  • Dozimetrist: Tedavilerdeki seans sayıları ve sürelerini belirler
  • Radyoterapi hemşiresi: Tedavi süresince hemşirelik hizmetleri verir ve yan etkiler ile başa çıkmanıza yardımcı olur.
  • Radyoterapi teknisyeni: Tedavi öncesi hazırlığınızı yapar, tedavi cihazlarının çalışmasını sağlar.

Bu ekip dışında diyetisyen, fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanı ve diğer sağlık çalışanlarından da yardım almanız söz konusu olabilir.

Rayoterapi Tedavisinin Etkileri

Eksternal radyoterapi uygulanması vücudunuzu radyoaktif halde getirmez. Bu nedenle, bu tedaviyi almanızdan dolayı diğer kişiler ile temastan kaçınmaya gerek yoktur. Sarılma, öpme gibi temas durumlarında dahi diğer kişileri olumsuz etkileyecek bir risk söz konusu değildir.

Radyoterapinin yan etkilerini genellikle tedavi edilen alana ait yakınmalar oluşturur. Doktorunuz ve hemşireniz bu yan etkiler ve nasıl başa çıkılacağı konusunda size bilgi verecektir. Tedavi sırasında öksürük, ateş, terleme ya da olağan dışı ağrı gibi yakınmalarınız olursa doktor ya da hemşirenizi bilgilendiriniz. Yan etkilerin büyük kısmı rahatsızlık verici olsa da ilaçlar ya da diyetle kontrol altına alınabilmektedir. Bunlar çoğunlukla tedavi bitiminden sonra birkaç haftada kaybolmaktadırlar. Ancak bazı yan etkiler daha uzun sürebilir. Çoğu hastada hiç bir yan etki ortaya çıkmaz. Bu kitapçığın “yan etkilerle başa çıkma” bölümünde bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi mevcuttur.

Tedavinizin etkinliği doktorunuz tarafından takip edilecektir. Tedaviniz bittikten sonra ağrı, kanama ve buna benzer diğer yakınmalarınızın azaldığını fark edebilirsiniz. Zamanla, diğer düzelme bulgularını da hissedeceksiniz. Doktorunuz, tedavi etkilerini izlerken muhtemelen bir takım testler de isteyecektir. Beyaz kan hücreleri ve platellet (pıhtılaşma ile ilgili hücreler) sayılarının da bakıldığı rutin kan testleri bunlara örnektir. Tedavi süresince bu sayılarda düşüklük olması olağandır.

RADYOLOJİ

Tamamen dijital teknoloji ile çalışan sistemlerden elde edilen dijital görüntüler, yine dijital ortamda arşivlenmektedir. Konvansiyonel yöntemlerde elde edilen görüntülere göre daha detaylı, inceleme süresi daha kısa, tanıda daha yeterli görüntüler elde edilebilmektedir ve bu görüntüler özel iş istasyonlarında deneyimli uzman doktorlar tarafından incelenmektedirler. Günümüzde Radyoloji bölümünde olabilecek tüm olanaklar yani:

  • Direkt radyografi sistemleri +Panaromik Röntgen + CR teknolojisi,
  • Dijital floroskopi,
  • Dijital mammografi,Tomosentez, Stereotaktik Vakum Biyopsi Cihazı
  • Ultrasonografi + Doppler Ultrasonografi,
  • Multi Dedektör Bilgisayarlı Tomografi (256 kesit flash BT),
  • Magnetik Rezonans Görüntüleme (1.5 tesla),
  • Dijital Anjiografi (DSA),
  • Girişimsel Radyoloji,
  • PACS (Görüntü arşivleme ve iletişim sistemi), hastanemiz Radyoloji bölümünde mevcuttur.

Panoramik ve direkt radyolojik incelemeler:

Tüm direkt grafiler, CR sistemler ile dijital olarak elde edilmektedir. Her türlü rutin direkt grafiler ve özel direkt incelemeler (skolyoz, orthorontgenografi, Panoramik grafi ve Sefalometri v.s.) yapılmaktadır. Ayrıca hastanedeki yatan hastalarımıza gerekli görülen durumlarda portable radyografi hizmeti verilmektedir.

PLASTİK CERRAHİ

anser veya benzeri nedenlerle alınmış memenin yerine yenisinin yapılmasına  “meme rekonstrüksiyonu” denir. Günümüzde hastayı mutlu etme açısından önemi olan ameliyatlar arasında ilk sırayı almaktadır. Gelişen yeni teknik ve teknolojiler sayesinde artık diğer memeye çok benzer rekonstrüksiyonlar yapmak mümkündür. Çoğu hastada memenin çıkartılmasını (mastektomi) takiben hemen rekonstrüksiyon yapılabilir. İki ameliyatın aynı seansta yapılması hem hastanın bir ameliyat eksik olmasını sağlar, hem de alınan meme dokusunun yeri boş kalmayacağından psikolojik olarak da hastaya destek olur. Bu hastalarda “postmastektomi depresyon” denilen, meme alınmasını takiben gelişen depresyona da daha az rastlanır.

Mastektomi sonrasında yapılan meme ameliyatı basit bir girişim değildir. Çeşitli seçenekler vardır, hangi yöntemin uygulanacağına plastik cerrah ve hasta birlikte karar verir.

Meme Cerrahisi Ameliyatı Kimler İçin Uygundur ?

Mastektomi yapılan hastaların büyük bir çoğunluğunda bu ameliyat için tıbbi engel yoktur, birçoğunda da mastektomi ile aynı seansta yapılabilir.

Bazı hallerde rekonstrüksiyonu geciktirmek için haklı nedenler olabilir. Bazı kadınlar kanser ameliyatının getirdiği ruhsal ve bedensel yüke rekonstrüksiyonun eklenmesini istemeyebilir. Aşırı şişman, yüksek tansiyonu olan veya sigara içenlerde beklemek gerekebilir. Beklenecek dahi olsa, mastektomiden önce rekonstrüksiyon seçeneklerinin konuşulması ameliyat olacak hastayı moral olarak daha iyi bir duruma getirecektir.

Meme rekonstrüksiyonunun kanserin tekrarlaması üzerine bilinen bir etkisi yoktur. Ayrıca, mastektomiden sonra yapılabilecek kemoterapi (ilaç tedavisi) veya radyoterapiyi (ışın tedavisi) de etkilemez.

Rekonstrüksiyonun geciktirilmesi psikolojik yönden daha fazla yük getirecektir. Mastektomiden sonra hemen rekonstrüksiyon yapılmayan hastalarda hem meme dokusunun kaybedilmesinin getireceği eksiklik duygusuna alışmak, daha sonra da rekonstrüksiyondan sonraki yeni memeye alışmak ek ruhsal travmalara neden olur.

Meme Cerrahisi Ameliyatı

Meme kanseri teşhisi konar konmaz rekonstrüksiyon alternatifleri değerlendirilmelidir. İdeal olanı mastektomiyi yapacak genel cerrah ile rekonstrüksiyonu yapacak plastik cerrahın birlikte tartışarak sizin için en iyi seçeneği belirlemeleridir.

Hastanın genel sağlık durumu, anatomik yapısı, doku özellikleri ve amaçları belirlenecek yöntemin seçimi üzerine etkilidir.

Meme rekonstrüksiyonu estetik amaçlı bir ameliyat olmadığından bir çok sağlık sigortası giderlerin tamamını veya en azından bir kısmını karşılamaktadır.

Meme rekonstrüksiyonu ameliyatı bazan tek seans yerine iki seansta yapılabilir.

Doku Genişletilmesi ve Meme Protezi Kullanılarak Yapılan RekonstrüksiyonlarEn sık uygulanan meme rekonstrüksiyon seçeneğidir.  Bu ameliyat  implantlar (meme protezi) kullanılarak yapılır. Protezler içi silikon jelle dolu, dışında silikon kılıf bulunan maddelerdir. İlk seansta doku genişletici uygulanıp ikinci seansta silikon protez yerleştirilen yöntemler  yanında artık günümüzde hem doku genişletip hem de protez yerine geçebilecek meme implantları sayesinde artık tek seansta işlem tamamlanabilmektedir. Dokunun genişletilmesi ameliyattan sonra 2-3 ay sürebilir ve bu süre sonunda yeni yapılan meme gerçek boyutuna ulaşır. Bu süre dokunun genişletilmesi için gereken süredir. Meme ucu ve çevresindeki koyu renkli kısmın (nipple-areola) da lokal anestezi ile gerçekleştirilebilecek başka bir seansta yapılması mümkündür. Bazı hastalarda meme derisi mastektomiden sonra yeterli miktarda kalabilir, bu durumda doku genişletmeye gerek olmaz, daha basit protezlerle, daha kısa zamanda işlem tamamlanır.

Doku Aktarımları İle Yapılan Rekonstrüksiyonlar

Karın veya sırt gibi bölgelerden hazırlanan dokuların meme bölgesine aktarılması ile de rekonstrüksiyon yapmak mümkündür.

Doku aktarımı iki şekilde yapılabilir. Bir türünde aktarılacak olan doku bir ucundan ana beslenme yerine bağlı olarak aktarılır. Diğerinde ise deri, yağ ve adale içeren doku serbest olarak aktarılır ve aktarıldığı yerde damarlar yeniden onarılır. Bu ikinci yöntem için plastik cerrahın meme rekonstrüksiyonu için gerekli deneyime ek olarak mikrocerrahiye de hakim olması gerekir.

Doku aktarımı ile yapılan onarımlarda meme protezi kullanılmaz, yeni yapılan meme dolgunluğunu hastanın kendi dokuları sağlar.

Yapılan ameliyatın cinsi ve süresine bağlı olarak hastanın iki-beş gün süreyle hastanede kalması gerekir. Dikişler genellikle ameliyatı  takip eden iki hafta içinde alınır. Normal aktivitelere dönülmesi bir ay kadar sürebilir. Sadece protezle yapılan rekonstrüksiyonlarda bu süre daha kısadır.

Meme Cerrahisi Ameliyatı Sonrası

Yeni yapılan meme dokusu, diğeri ile karşılaştırıldığında tamamen aynı şekil ve özelliklerde olmayabilir. Amaç mümkün olduğunca benzer bir sonuca ulaşmaktır. Fakat bu minimal değişiklikler çevrenizdekiler tarafından değil yalnızca sizin tarafınızdan algılanacaktır.

Meme rekonstrüksiyonu ameliyatı hastaların hem görünümlerinde hem de hayata bakışlarında önemli  değişiklikler yapan bir ameliyattır. Amerika Birleşik Devletleri`nde meme rekonstrüksiyonu geçirmiş hastalarda yapılan bir araştırmada hastaların %98`i yine aynı sorunla karşılaşsalar yeniden meme rekonstrüksyonu yaptırmak isteyeceklerini belirtmişlerdir.

Diğer Memeye Yapılacak Ameliyatlar

Meme rekonstrüksiyonu ile birlikte karşı memeye de, simetrinin daha iyi sağlanabilmesi için aynı seansta müdahale edilebilir. Yeni yapılan memeyle uyumun sağlanması için diğer meme küçültülebilir, büyütülebilir veya dikleştirilebilir. Meme kanseri ameliyatı olan bazı yüksek riskli hastalarda kanser olmasa da karşı memenin içindeki meme dokuları boşaltılarak meme protezi uygulanabilir. Böylece, ileri dönemde, diğer memede de kanser gelişme riski ortadan kaldırılmış olur.

SUÇLU GEN BRCA-1

Angelina Jolie’nin durumu genetik geçiş ile alakalı. Meme kanserinde iki tane hatalı gen var. Onun ki BRCA-1 yani breast cancer antigen geni. Bunu taşıyan kadınlarda doğumdan itibaren 70 yaşına kadar meme kanseri, yüzde 50 oranında ise yumurtalık kanseri ortaya çıkaibliyor. Bu yüzden bu kadınlara her iki memesinin alınması tavsiye edilir. Ama yumurtalık kanseri oranı da yüksek olduğu için yumurtalıkların da alınması yapılır..

MEME CERRAHİSİ TÜRKİYE’DE DE YAPILIYOR

Türkiye’de de bu testler yapılıyor ve pozitif çıkan kadınlarda benzer ameliyatları yapabiliyoruz. Kadınlara daha sonra yerine silikon protez koyulabiliyor.

Aynı duyguları hissetmesi belki zor olabilir çünkü vücudun kendine ait bir parçası ama kozmetik olarak güzel bir görünüş oluyor. Bu nedenle de kadın organı yerinde görerek kendini iyi hissedebilir.

Gen testi yaptırmanın koşulları ise: Gen testini yaptırması için ailesinde gen testi pozitif olanlar, hatta ailesinde birinci derecede akrabasında pozitif olanlar yaptırmalıdır. Biz bunlardan zaten genetik test yaptırmasını istiyoruz ve ardından ameliyat olacaksa bunun için psikolojik destek almalarını öneriyoruz. Ayrıca çeşitli risk değerlendirme testlerinden riski yğksek çıkanlara da gen testi yapılabilir.

İLAÇLARIN YAN ETKİSİ OLABİLİR

Ailesinde kanser hastası olan 50 yaşındaki bir kadının genetik miras olarak meme kanserine yakalanma riski yaklaşık  %60 civarındadır. Bu durumu önceden belirleyip müdahale etmek gerekir.  Bu müdahale için de; memenin içinin boşaltılması ve yeniden meme yapılması birinci seçenek olarak düşünülür.  Hormon veya ilaç tedavileri de uygulanabilecek diğer yollar arasında yer almaktadır. Ancak bu yöntemlerin de karaciğerde yağlanma ve rahim duvarını kalınlaştırma gibi yan etkileri bulunmaktadır.

HER RİSKTE MEME ALINMAMALI

Her kadının meme kanseri olma ihtimaline karşı memesini almak doğru bir uygulama değildir. Her meme kanseri olan kadının da tek tedavi seçeneği memesinin alınması olamaz. Yaklaşık %60-70 oranında meme kanseri olan hastalarda dahi meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Ancak bazı durumlarda doğum yapmış, ileri yaştaki bir kadının memesinin alınmasından başka bir koruyucu seçenek bulunmayabilir. Bu durumun iyi analiz edilip, tedavinin en uygun şekilde planlanması gerekmektedir.

KALIN BAĞIRSAK KANSERİ RİSKİ DE VAR

Meme kanseri ile genler arasında bir ilişki olduğu tıp dünyasında da kanıtlanmış bir durumdur. Aile öyküsünde meme veya diğer kanserlerin varlığı durumunda P53 adı verilen genin araştırılması gerekmektedir. Bu gende meydana gelen herhangi bir mutasyon, sadece meme kanseri değil kolon veya pankreas kanseri olma riskini de artırmaktadır.  Bu nedenle 50 yaşın üzerinde meme ameliyatı olan hastalarda genellikle kolonoskopi ile kalın bağırsak kanseri riskine de bakılmaktadır. Bu, tam tersi durumdaki vakalarda da geçerlidir. Kalın bağırsak kanseri olan bir kişinin belli bir dönem sonra meme kanserine yakalanma riski yüksektir. Bu riskleri en aza indirmek için kapsamlı araştırmalar ve genetik testler yapılmalıdır. Artık genelleştirilmiş bir tedavi yöntemi yerine, bireyselleştirilen tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

DÜZENLİ MAMOGRAFİDE SAPTANAN TÜMÖR YÜZDE 100 İYİLEŞİYOR

Hiçbir bulgu vermeden,  düzenli mamografi taraması esnasında saptanmış ve henüz ele gelmeyen tümörlerde başarı şansı neredeyse %100’dür. Yaklaşık 1 cm civarındaki tümörlerde de kurtulma şansı %90 civarında. Meme kanseri olmaktan çok kanserin geç teşhis edilmesi tedavi şansını düşürmektedir.

MEME CERRAHİSİNDE NE YAPMALI ?

20 yaşından sonra kadınlar düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır.

35-40 yaşından sonra düzenli mamografi ve ultrasonografi ile memenin içyapısı kontrol ettirilmelidir. Mamografi yaptırırken çok yüksek bir oranda radyasyon alınmadığının bilinmesinde yarar vardır.

Meme kanseri riski taşıyan bir kadının uzun süreli doğum kontrol hapı kullanması hastalığa yakalanma riskini artırmaktadır. Bu kadınların farklı doğum kontrol yöntemleri kullanmaları gerekir.

Türkiye’de her yıl 15 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor. Bunların yarısından fazlası ileri evrede yakalanıyor. Evet erken tanı hala önemli bir sorun. Ama  hastaların bilmesi gerekir ki kanser cerrahisi sonucu kaybedilen veya şekil bozukluğu meme, daha kanser cerrahisi yapılırken korunabilir, şekil bozukluğu önlenebilir.

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü.

85 yaşına ulaşan 8 kadından birinde meme kanseri gelişiyor. Bu kötü haber belki ama gelişen tarama programları ve bilinç kanserin erken yakalanmasına olanak sağlıyor. Dolasıyla da hastaların sağ kalım oranları giderek artıyor.

Sözkonusu onarım, sürekli hasta olduklarını hatırlatan fiziksel bir eksiklikten ve yaşamlarını zorlaştıran sütyen içine yerleştirdikleri protezden kurtuluş sayılabilir. Psikolojik durumu düzelten, özgüveni ve yaşam kalitesini yükselten, iş yaşamında başarıyı artıran ve özel yaşamda daha mutlu olmalarını sağlayan bir araç.

Hastaların memelerini kaybetme korkusu artık kalkmalı, memenin yeniden şekillendirilebileceğini bilmeye hakları var. Bu nedenle cesaretleri kırılmamalı, aksine yüreklendirilmeliler.

DOĞRU BİLGİYE ULAŞMADA SORUNLAR VAR

Aslına bakarsanız hastaların ameliyat sırasında meme onarımı seçenekleriyle ilgili objektif bilgiye ulaşması çoğunlukla çok zor oluyor. Bunun nedeni hastaların bulundukları ortamlarda konunun bilinmemesi, yetersiz kalması ve ulaşmadaki zorluklar olabiliyor. Bu durum, çoğu kez hastalarda kafa karışıklığına, umutsuzluğa, çaresizliğe yol açabiliyor.

Kanserin tanı ve tedavisiyle iş bitmiyor. Tedaviden sonra hastaların yaşam kalitesi de çok önemli. Meme onarımıyla beraber psikolojisi, fizyoterapisi, beslenmesi gibi konular da gözardı edilmemelidir.

Meme Cerrahisi İle Yaşam kalitenizi artırın.

Meme onarımı üç şekilde yapılabiliyor. Ya hastanın kendi dokuları kullanılarak, ya silikon meme protezleri takarak ya da her ikisi de kombine edilerek. Hangi yöntemin uygun olacağı, hastanın beden yapısı, meme durumuyla ilgili. Bazen çok aşamalı olan sözkonusu işlemlere genellikle hastayla birlikte karar veriliyor. Meme onarımı, zamanlama açısından iki dönemde yapılabiliyor:

* Bunlardan biri eş zamanlı ya da anında onarım. Bu durumda, meme kanseri tanısı konmuş hastalarda, meme ameliyatının gerçekleştirildiği seansta yeniden meme de yapılıyor. Böylece hasta memeyle girdiği ameliyattan memesiz değil, yenisiyle çıkıyor. Erken evrede yakalanan meme kanserli hastalar, eş zamanlı onarım için uygun adaylar.

* Ya da hastalıksız geçirdiği birkaç yıldan sonra onarım uygulanıyor. Buna da geç dönem onarım deniyor.


meme-kanseri-klavuz-1200x675.jpg
21/Eyl/2018

MEME CERRAHİSİ EKİBİ OLARAK NCCN GUİDE LİNE KLAVUZLARINI TAKİP EDEREK HASTALARIMIZI DEĞERLENDİRİP TEDAVİ EDİYORUZ.

Hasta bakımı, araştırma ve eğitime yönelik 27 önde gelen kanser merkezinin kar amacı gütmeyen bir ittifakı olan Ulusal Kapsamlı Kanser Ağı (NCCN®), kanser hastalarının kalitesini, etkinliğini ve verimliliğini arttırmaya kendini adamış bir platformdur.

NCCN, klinisyenlere kanser yönetiminde karar vermeyi yönlendirmeye yardımcı olabilecek araçlara ve bilgiye erişim sağlamak için bir dizi program sunmaktadır.

Onkolojide NCCN Klinik Uygulama Kılavuzları (NCCN Guidelines®)

Son 25 yılda NCCN, kanser bakım kalitesini iyileştirmek için entegre bir araç paketi geliştirdi. Onkolojideki NCCN Klinik Uygulama Kılavuzları (NCCN Guidelines®), tüm hastalarda en iyi sonuçlara yol açması muhtemel olan önleyici, tanısal, tedavi edici ve destekleyici hizmetlerin alınmasını sağlamak için kanıta dayalı, konsensüs odaklı yönetim belgeleridir.

NCCN Guidelines®, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hastaları etkileyen kanserlerin yüzde 97’sine uygulanan ardışık yönetim kararlarını ve müdahaleleri detaylandıran kapsamlı bir kılavuzlar dizisidir. Ek olarak, ayrı kılavuzlar bazı önemli kanser önleme ve tarama konularının yanı sıra destekleyici bakım hususları için öneriler sunar.

NCCN, türetildikleri anda mevcut olan en iyi kanıtlara dayalı öneriler sunar. Yeni veriler sürekli olarak yayınlandığından, NCCN Rehberinin de güncel klinik uygulama standartlarını ekleyebilecek veya değiştirebilecek yeni verileri ve klinik bilgileri yansıtacak şekilde sürekli olarak güncellenmesi ve revize edilmesi önemlidir.

NCCN, kanser bakımında klinik politika için kabul gören bir standarttır ve herhangi bir ilaç alanında mevcut olan en kapsamlı ve sık güncellenen klinik uygulama kılavuzlarıdır.

NCCN Rehberinin amacı, hekim, hemşire, eczacı, hasta ve aileleri de dahil olmak üzere, kanser bakımına dahil olan bireylerin karar verme sürecine yardımcı olmaktır.

NCCN Kılavuzları, 27 NCCN Üye Kurumundan 1.275’i aşkın klinisyen ve onkoloji araştırmacısını içeren 54 ayrı panel tarafından geliştirilmiş ve güncellenmiştir. Bu panel üyeleri, hem klinisyenler hem de araştırmacılar olan multidisipliner, hastalığa özgü alt uzmanlardır.

 


meme-kanaseri-dogru-bilinen-yanlislar-1200x500.jpg
21/Eyl/2018

Bilmediğiniz şeyler sizi incitebilir. Yanlış bilgi, meme kanseri riskinizi fark etmenizi ve en aza indirmenizi veya olabilecek en iyi tedaviyi almanızı engelleyebilir. Kendinizi gerçeklerle donatınız.

Memede kitle bulmak meme kanseri olduğunuz anlamına gelir.

YANLIŞHer 10 kitleden 8′ i kanser değildir. Eğer memenizde sürekli bir kitle veya değişiklik hissederseniz bir an önce doktora görünmelisiniz. Çoğu zaman kadınlar korkuları yüzünden düzenli sağlık kontrolü yapmazlar. Bazen kadınlar karşılaşacakları şeylerden korktukları için tedaviden uzak dururlar. Aylık kendi kendinize kontrollerle, düzenli doktor  ziyaretleri ve düzenli mamografi çekimleriyle kendi sağlığınızla ilgilenin.

Meme kanseri sadece yaşlı kadınları etkiler.

YANLIŞ: Yaş ile birlikte meme kanseri riskinin arttığı doğru olmakla birlikte, meme kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.

Meme kanseri açısından bir risk faktörü taşıyorsanız, muhtemelen hastalanırsınız.

YANLIŞ: Meme kanseri gen anormalliği gibi en kuvvetli risk faktörlerinden birini taşıyor olsanız bile meme kanserine yakalanmanız kesin değildir.

Ailenizde meme kanseri geçmişi yoksa hastalanmazsınız.

YANLIŞ: Her kadın biraz meme kanseri riski taşır. Meme kanserine yakalanan kadınların %80’inin aile öyküsünde meme kanseri yoktur.

Sadece annenizin ailesindeki meme kanserleri sizin riskinizi arttırır.

YANLIŞ: Annenizin veya babanızın ailesinde meme kanseri öyküsü olması sizin riskinizi etkiler. Bunun sebebi, genlerinizin yarısının anneden, yarısının babadan gelmesidir.

Deodorant/ Ter önleyici kullanmak meme kanserine yol açar.

YANLIŞ: Koltukaltı bölgesine uygulanan ter önleyici veya azaltıcılarda bulunan aktif maddelerin meme kanseri riskini arttırdığını gösteren herhangi bir bulgu yoktur.

Ayda bir yapılan kendi kendine meme muayenesi meme kanseri tanısı için en iyi yöntemdir.

YANLIŞ: Yüksek kaliteli mamografi, meme kanserinin mümkün olduğunca erken, tedavi edilebilirliğinin en yüksek olduğu dönemde yakalanması için en güvenilir yöntemdir. Meme kanseri hissedilebilir duruma geldiğinde genellikle mamografide saptanabilecek boyuttan daha büyüktür. Yine de kendi kendinize veya bir uzman tarafından yapılan meme muayenesi çok önemlidir.

Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

YANLIŞ: Meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda bu riski azaltmanın – ortadan kaldırmak değil- birçok etkili yolu varıdr. Bu seçenekler arasında yaşam tarzı değişiklikleri (alkol tüketiminin en aza indirilmesi, sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz), ilaçlar; çok yüksek risk taşıyanlarda cerrahi (önleyici mastektomi, bazı kadınlarda önleyici yumurtalık alınması) ö

Meme kanseri tanısı otomatik olarak ölüm hükmü anlamına gelir.

YANLIŞ: Meme kanseri tanısı alan hastaların en az %80’inde herhangi bir metastaz bulgusu yoktur (kanser meme dışına ve lenf bezlerine yayılmamıştır). Ayrıca, bu hastaların %80’i en az beş yıl veya daha fazla ve birçoğu da daha uzun süre yaşamaktadır. Bunlara ek olarak tedavide her geçen gün umut verici gelişmeler olmaktadır.

Erkekler meme kanseri olmaz.

YANLIŞ: Her ne kadar erkeklerin meme kanseri teşhisi oranı düşükte olsa, aylık kendi kendilerine kontrollerini yapıp değişiklikleri doktorlarına bildirmelidirler.

Cerrahi, kanserin havayla temas etmesine yol açarak yayılmasına neden olur.

YANLIŞ: Sağlığınız yerindeyken memenizde şüpheli bir şey saptanıyor. Cerrahi uygulanıyor ve tanı ortaya çıkıyor: kanser. Daha sonra yapılan testlerde başka bir yerde de kanser bulunduğunda, ilk olarak ameliyat sırasında kanser hücrelerinin havaya karıştığını ve tüm vücudunuza yayıldığını düşünüyorsunuz (“Oysa daha önce fark etmemiştim”). Ancak metastatik meme kanseri (memenin dışına çıkarak diğer vücut bölgelerine yayılan kanser) uzun süre sessiz kalabilir. Cerrahi tedavi kanserin bir yerlere yayılmasına yol açmaz, kanser cerrahiden önce de zaten oradadır.

Mastektomi uygulanması, lumpektomi ile birlikte radyoterapi uygulanmasından daha güvenlidir.

Her zaman doğru değil: Memesinin tek bir bölgesinde kanser olan, tümörün 4 cm’den küçük olup temiz sınırlarla çıkarıldığı hastalarda, lumpektomi ile radyoterapinin birlikte uygulanması, mastektomi kadar etkilidir.

Ailenizde meme kanseri öyküsü kuvvetli ise, lumpektomi ile birlikte radyoterapi tedavisi sizin için uygun değildir.

YANLIŞ: Ailenizde meme kanseri öyküsü olması, sizde ortaya çıkan kanserin başkalarında görülenlerden daha tehditkâr olduğu anlamına gelmediği gibi size meme koruyucu tedavi uygulanamayacağı anlamına da gelmez. Doktorunuzla birlikte aşağıdakilerin ışığında birçok faktörü değerlendirerek sizin için en uygun cerrahi tedavi türüne karar vermelisiniz

Lenf bezleriniz alınırsa, hayatınızın geri kalan kısmında kolunuz şiş kalır.

YANLIŞ: Lenf bezi cerrahisi, uzun süren rahatsızlık, hissizlik ve lenfödem adı verilen şişlik gibi rahatsızlık verici yan tesirlere neden olabilir. Genellikle vakaların ancak %5-10’unda bu durum görülür. Tüm koltuk altı diseksiyonu (I, II ve III düzey lenf bezlerinin alınması) VE cerrahiden sonra lenf bezi bölgesine radyoterapi uygulanması VE ayrıca kemoterapi verilmesi durumunda lenfödem riski %25’e yaklaşır. Etkilenen kolun düzgün kullanımı ve bakımı, ayrıca fizik tedavi, lenfödemin tedavisine ve şiddetinin azaltılmasına yardımcı olur.

Memede kitle varsa hemen ameliyat olmalıyım.

YANLIŞ: Meme kitlelerinin büyük bir çoğunluğu kanser değildir.Gereksiz bir ameliyat olmaktansa ilk önce doktorunuzun önerdiği şekilde biyopsi yapılması daha doğru olacaktır. Eğer kanser çıksa bile belki ameliyat öncesinde kemoterapi verilmesi planlanacaktır. Biyopsi olmadan yapılan ameliyat gereksiz bir ameliyat olabileceği gibi belki ikinci bir ameliyatada sebep olabilir.


lenfodem-nedir-1200x612.jpg
20/Eyl/2018

Lenf ödem, protein içeriği yüksek sıvının dokuda birikmesidir.

Lenfatik sistem:

  1. Lenfosit üreterek vücudu enfeksiyon ve hastalıklardan korur.
  2. Dokuyu artıklardan (su ve protein fazlası, bakteri, virüs ve yıkım ürünleri) temizler.
  3. Lenf damarları ile su ve proteinlerin dokudan bölgesel lenf düğümlerine (koltuk altında) ve oradan da büyük kan damarlarına verilmesi ile hem dolaşımdaki sıvı miktarı ayarlanır hem de dokudaki protein miktarı azaltıldığı için doku içi basınç düzenlenir.

Lenfatik sistem bir noktada (koltuk altı lenf düğümlerinin alınması ile ya da koltuk altına radyoterapi uygulanması ile) kesintiye uğradığında:

  1. Lenf sıvısı dokuda birikmeye başlar.
  2. Proteinden zengin lenf sıvısı birikimi dokuda daha fazla sıvı geçişine neden olur, ödem artar.
  3. Dokuda kronik inflamatuar bir reaksiyon başlar, doku içine kandan inflamasyon hücreleri geçer ve kollajen lifleri çoğalır (fibrozis). Bu durum dokunun giderek sertleşmesine neden olur.
  4. Dokudaki artmış protein konsantrasyonu ve mikroorganizmaların uzaklaştırılamaması nedeniyle lenfanjit ve sellülit gibi enfeksiyonlar ortaya çıkar.

Tedavi edilmezse:

Lenf ödem kötüleşir,

Bakterial ve fungal enfeksiyonlar gelişebilir,

Kol ve gövdedeki büyüme sonucu fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar,

Hayat kalitesinde azalma olur.

Meme hastalıkları tedavisi sonrası cerrahi ve/veya radyoterapi ile üst ekstremite lenfatik drenajının bozulabilir:

Sentinel lenf nodu biyopsisi sonrası çok enderdir, ancak değişik yayınlarda %5’e kadar olabileceği bildirilmektedir.

Aksiller diseksiyon (koltuk altından meme ile ilgili lenf düğümlerinin çıkarılması) ile kolda %10 oranında lenfödem gelişebileceği bildirilmektedir.

Aksiller diseksiyon sonrası koltuk altının ışınlanması (radyoterapi) ile lenfödem gelişme riskinin %30’a çıkabildiği bildirilmektedir.

Lenfödem gelişimini önlemede:

  1. Gereksiz koltuk altı müdahalesinden kaçınmak – koltuk altına yayılım olmadığı düşünülen vakalarda sentinel lenf nodu biyopsisi uygulanmalı
  2. Koltuk altına cerrahi uygulanan vakalarda kol hareketlerine erken başlama
  3. Travma, enfeksiyon ve kilo alımı önlenmeli
  4. Lenfödem tanısı erken konmalı ve kolda sertleşme (fibrozis) başlamadan tedaviye başlanmalı.

Meme ameliyatı öncesi ve ameliyat sonrası belirli aralarla yapılacak kol çapı ölçümleri ile lenfödemde erken tanı koyup tedaviye başlama imkanı vardır.

Lenfödem tespit edildiğinde öncelikle durumun meme kanseri nüksüne ya da venöz yetersizliğe bağlı olmadığını belirlemek için çeşitli tetkikler yapılmalıdır.

Lenfödem Tanısı ve Evreleme

BAŞLANGIÇ SEMPTOMLARI

  • Kolda ağırlık hissi olur
  • Koltuk altında bir top varmış gibi hissedilir
  • Karıncalanma, uyuşukluk olur
  • Yüzük ya da saatin daraldığı söylenir
  • Ciltte gerginlik olur
  • Sütyen sıkar
  • Esneklik azalır
  • Kol çabuk yorulur
  • Gözle görünen şişme olur

Şikayetlere göre derecelendirme

Muayane bulgularına göre evreleme

* Dirican A, Andacoglu O, Johnson R, McGuire K, Mager L, Soran A. The short-term effects of low-level laser therapy in the management of breast-cancer-related l ymphedema. Support Care Cancer. 2011 May;19(5):685-90.

Lenfödem tedavisi (Komplet dekonjestif tedavi ‘CDT’)

*Manuel Lenfatik Drenaj (MLD) Trunkal temizlik ile başlanır. Lenfödemli koldan gelecek lenf sıvısını alabilmesi için özel bir masaj tekniği ile önce gövdenin lenfatikleri boşaltılır.

*Kompressif Bandajlama

*Tedavi Edici Eksersizler

*Cilt Bakımı

ntermitan Pnömatik Kompresyon Tedavisi (IPC, Jobs)

*Dirençli vakalarda low level laser therapy (LLLT)

*Hasta Eğitimi

Basit lenfatik drenaj (hastanın kendi kendine yapacağı drenaj masajı)

Ekstremite egzersizleri

Ekstremite elevasyonu 

Kompresyon giysileri kullanımı 

Pneumatic Compressive Device (PCD

Kişinin şunlara  dikkat etmesi gerekir:

*Etkilenen koluna dar kıyafetler yada mücevher takmaktan kaçınmalı
*Çanta ya da valizini diğer koluyla taşımalı
*Kesilmesini önlemek için koltuk altını elektrikli makineyle almalı
*İğne, kan testleri, kan basıncı ölçümlerini diğer koluna yaptırmalı
*Bahçeyle uğraşırken elini korumak için eldiven giymeli, kuvvetli deterjanlar kullanmamalı
*Dikkatli manikür yaptırmalı, tırnak etlerini kesmekten kaçınmalıdır.

Ayrıca elastik kolluk, ilaç, masaj veya kola baskı yapan makineler gibi başka yaklaşımlar da önerilebilir.

Ancak lenf ödem yapılan ameliyat teknikleri ve lenf yolu haritlaması gibi işlemler sayesinde günümüzde nadir görülen bir komplikasyondur.


meme-cerrahisi-sonrasi-egzersiz.jpg
20/Eyl/2018

Meme cerrahisi pek çok farklı yöntemleri içerebilir.

Bunlar;

  • Koltuk altı lenf bezlerinden bir tanesinin biyopsi amacıyla çıkarılması veya tamamının alınması (aksdiller diseksiyon)
  • Meme koruyucu ameliyat (lumpektomi)
  • Memenin tamamının alınması (mastektomi)
  • Memenin yeniden şekillendirilmesi (rekonstrüksiyon)

Bunların herhangi birisi sizin  omuz ve kol hareket lerinizi ,derin nefes almanızı veya  banyo yapma ve saçlarınızı tarama gibi günlük faaliyetlerinizi etkileyebilir, ağrı, sertlik, kasılma ve güçsüzlüğe neden olabilir, kol ve omuz hareketinizi sınırlandırabilir.

Alıştırmalar hareketliliğinizin geri kazanılmasına yardımcı olabilir.

Size yapılmış olan meme ameliyatının türüne bakmaksızın bu egzersizleri yapmak  kol ve omuz hareketleriniz için önemlidir. Egzersizler, ameliyat sonrası oluşabilecek problemleri en aza indirmek ve normal günlük yaşantınıza  geri dönmenize yardımcı olur.

Ameliyattan sonra radyoterapi uygulandıysa kollarınızın ve omuzların esnekliğine yardımcı olmak için egzersizler daha da önemlidir. Radyoterapi tedavisi  kol ve omuz hareketlerinizi etkileyebilir. Bu nedenle,  kol ve omuz hareketliliğini korumak için egzersiz yapmayı düzenli bir alışkanlık haline  getirmek önemlidir.

Herhangi bir egzersize başlamadan önce doktorunuzla konuşmanız çok önemlidir, böylece sizin için en uygun programa birlikte karar verebilirsiniz.

Drenler ve dikişler çıkarılana kadar bazı egzersizler yapılmamalıdır.

Fakat bazı egzersizler ameliyattan hemen sonra yapılabilir. Omuzunuzu ve kol hareketinizi artıran egzersizler genellikle birkaç gün içinde başlayabilir. Kolunuzu daha güçlü hale getirecek egzersizler daha sonra eklenir.

Ameliyattan sonraki hafta

 Aşağıdaki öneriler ve egzersizler ameliyattan sonraki ilk 3-7 gün boyunca yapılmalıdır. Doktorunuzdan onay almadan yapmayın.

  • Ameliyat olduğunuz taraftaki kolunuzu;  saçınızı tararken, yıkarken, giyinirken ve yemek yerken kullanabilirsiniz
  • Yatar pozisyondayken etkilenen kolunuzu gerekirse kolunuzun altına yastık koyarak  kalp seviyesinin üstünde olacak şekilde  45 dakika yüksekte kalacak şekilde tutun. Bu işlemi günde 2 veya 3 defa uygulayın.
  • Etkilenen kolunuzu kalp seviyesinin üstünde tutarak, elinizi 15-25 kez açıp kapatın ardından dirseğinizi katlayıp düzeltin. Bunu günde 3-4 kez tekrarlayın. Bu egzersizler lenf dolaşımınızı artırarak kolunuzun şişmesini engelleyecektir.
  • Derin solunum egzersizlerini (diyaframınızı kullanarak) günde en az 6 kez uygulayın. Arkanıza yaslanın ve yavaş, derin bir nefes alın. Göğsünüzü ve karnınızı genişletirken mümkün olduğunca havayı soluyun. Rahatlayın ve nefes verin. Bunu 4 veya 5 kez tekrarlayın. Bu egzersiz göğsünüzün normal hareketini sürdürmesini sağlayarak akciğerlerinizin çalışmasını kolaylaştıracaktır. Derin nefes alıştırmaları sık sık yapın.
  • Etkilenen kolunuzun üzerine yatmayın.

Bu alıştırmalar için genel kurallar

Burada açıklanan egzersizler, doktorunuz onay verdiğinde yapılabilir. Ameliyattan sonra genellikle bir hafta veya daha fazla sürede başlanmalıdır.

Meme cerrahisinden sonra akılda tutulması gereken bazı şeyler:

  • Ameliyattan sonra memenizde ve koltuk altınızda biraz sıkışma, gerginlik hissedebilirsiniz. Bu normaldir ve egzersizlerinizi yaptıkça bu şikayetler azalacaktır.
  • Birçok kadın kolunun ve / veya göğüs duvarının arkasında yanma, karıncalanma, uyuşma veya ağrı olabilir. Bunun nedeni, ameliyat sırasında yüzeysel sinirlerin bir kısmında oluşan ödeme bağlı baskı ve tahriştir. Bu şikayetleriniz ameliyattan birkaç hafta sonra biraz daha artabilir. Ancak alışılmadık şişlik veya hassasiyet fark etmediğiniz sürece egzersizlerinizi yapmaya devam edin (şişlik veya hassasiyet gelişirse doktorunuza haber verin). Bazen bölgeyi elinizle veya yumuşak bir bezle ovarak veya okşayarak alanın daha az hassas olmasına yardımcı olabilirsiniz.
  • Egzersizleri kaslarınız sıcak ve rahat olduğunda örneğin sıcak bir duştan sonra yapmak daha faydalı olabilir.
  • Egzersiz yaparken rahat, gevşek kıyafetler giyin.
  • Hafif bir gerginlik hissedene kadar egzersizleri yavaşça yapın. Hareketin sonundaki her gerginlikte durun ve yavaş yavaş 5’e kadar sayın. Ameliyat yüzünden kısaltılan cildi ve kasları gerginleştirirken biraz gerilme  hissi olması normaldir. Herhangi bir egzersiz yaparken zıplamayın veya sarsıntılı hareketler yapmayın.
  • Her bir egzersizi 5-7 kez yapın ve her egzersizi doğru yapmaya çalışın.Egzersizlerle ilgili sorununuz varsa doktorunuzla konuşun.
  • Her egzersizde  derin nefes almaya çalışın.

Meme cerrahisinden sonra kadınların yaptığı daha yaygın egzersizlerden bazıları.

Bunlardan hangisinin sizin için uygun olduğunu  ve ne zaman başlamanız gerektiğini doktorunuza sorun. Bu egzersizlerden hiçbirini önce doktorunuzla konuşmadan başlamayın.

Meme Cerrahisi Sonrası Sopa egzersizi

Bu egzersiz, omuzlarınızı ileriye taşıma becerinizi arttırmanıza yardımcı olur. Bu alıştırmada sopa olarak süpürge sapı, oklava kullanabilirsiniz. Bu egzersizi yatakta  veya yerde yapabilirsiniz. Sırt üstü yatıp dizlerinizi bükün ve ayaklarınız yere tamamen değsin

  • Sopayı elleriniz yukarı bakacak şekilde iki elinizle karnınızın üzerinde tutun.
  • Sopayı kaldırabildiğiniz kadar kafanızın üzerine kaldırın. Ameliyat tarafındaki kolunuzda bir gerginlik hissedene kadar kolu kaldırmaya çalışın
  • 5 saniye bekleyin.
  • Kollarınızı indirin ve bunu 5-7 kez tekrarlayın.

Meme Cerrahisi Sonrası dirsek kanadı egzersizi

Bu egzersiz, göğüs ve omuz  hareketlerini artırmaya yardımcı olur, Yatakta veya yerde yapılabilirsiniz. Sırt üstü yatıp  dizlerinizi bükün ve ayaklarınız yere değecek şekilde yerleştirin.

  • Dirsekleriniz tavana doğru bakacak şekilde ellerinizi boynunuzun arkasında tutun.
  • Dirseklerinizi  zemine doğru açıp kapatarak hareket ettirin.
  • 5-7 kez tekrarlayın.

 

Meme Cerrahisi Sonrası kürek kemiği gergisi egzersizi

Bu egzersiz, omuz hareketliliğini artırmaya yardımcı olur.

  • Sırtınızı sandalyenin arkasına dayayarak önünüzdeki bir masaya çok yakın bir şekilde oturun.
  • Dirseğiniz bükülmüş ve avuç içi aşağıya gelecek şekilde ameliyat olmayan taraftaki kolunuzu masaya yerleştirin. Egzersiz sırasında bu kolu hareket ettirmeyin.
  • Etkilenen kolu da  masanızın üzerine, avuç içi aşağı doğru, dirseğiniz düz olacak şekilde yerleştirin.
  • Gövdenizi hareket ettirmeden etkilenen kolu masanın karşı tarafına doğru ileri kaydırın. Bunu yaparken kürek kemiğinizi hareket ettirmelisiniz.
  • Sonra kolunuzu rahatlatın ve 5-7 kere tekrar edin.

Meme Cerrahisi Sonrası kürek kemiği sıkıştırma egzersizi

Bu egzersiz kürek kemiği hareketlerini arttırmaya yardımcı olur.

  • Aynanın önündeki bir sandalyeye oturun. Düz bir şekilde karşıya bakın. Sandalyenin arkasına yaslanmayın.
  • Dirsekleriniz bükülmüş halde kollarınızı yanlarda tutun.
  • Dirseklerinizi arkaya çekerek kürek kemiklerinizi sıkıştırın. Bunu yaparken omuz yüksekliğini koruyun. Omuzlarınızı yukarı  kaldırmayın.
  • Sonra başlangıç konumuna dönün ve 5-7 kez tekrarlayın.

 

Meme Cerrahisi Sonrası yanlara eğilme egzersizi

Bu egzersiz, göğüs ve bedeninizin hareketini artırmaya yardımcı olur.

  • Bir sandalyeye oturun ve ellerinizi önünüzde tutun.Kollarınızı yavaşça kafanızın üzerinden kaldırın, kollarınızı düzeltin.
  • Kollarınız başınızın üzerindeyken,  gövdesini sağa doğru bükün.
  • Başlangıç konumuna dönün ve sola doğru bükün.
  • 5-7 kez tekrarlayın.

 

Meme Cerrahisi Sonrası göğüs duvarı germe egzersizi

Bu egzersiz göğsünüzü esnetmeye yardımcı olur.

  • Bir duvarın köşesine doğru yaklaşın ve ayak parmaklarınızla köşeden 20-25 cm geride duracak şekilde yönelin.
  • Dirseklerinizi büküp her bir elinizi bir duvara koyun. Dirsekler mümkün olduğunca omuz seviyesine yakın olmalıdır.
  • Destek alarak vücudunuz düz bir şekilde köşeye doğru eğilip yüklenin.Göğüs ve omuzların arasında gerginlik hissedeceksiniz.
  • Başlangıç konumuna dönün ve 5-7 kez tekrarlayın.
  • İsterseniz aynı hareketi her bir omuz için tek tek yapabilirsiniz.

Meme Cerrahisi Sonrası tırmanma hareketi egzersizi

Bu egzersiz, omuz hareketliliğini artırmaya yardımcı olur.

  • Ayak parmaklarınız duvara bakacak şekilde dönün ve duvardan yaklaşık 20-25 cm uzakta durun.
  • Ellerinizi duvara koyun. Parmaklarınızı kullanarak duvara tırmanırmış gibi yapın, bir gerilim hissedene kadar devam edin.
  • Başlangıç konumuna dönün ve 5-7 kez tekrarlayın.
  • İsterseniz aynı hareketi her bir omuz için tek tek yapabilirsiniz.

 

Meme cerrahisinden sonra akılda tutulması gerekenler:

Egzersizlere yavaş yavaş başlayın ve  mümkün olduğunca arttırın.

Aşağıdaki durumlar gelişirse egzersizi bırakın ve doktorunuzla konuşun:

  • Dengenizi çok sık kaybediyorsanız
  • Ağrınız dahada kötüye gidiyorsa
  • Kolunuzda yeni bir ağrı, gerginlik veya farklı garip hisler
  • Kolunuzda olağan dışı bir şişme veya mevcut şişliğin daha da kötüleşmesi
  • Baş ağrısı, baş dönmesi, bulanık görme, kollarında veya göğsünde karıncalanma

Kaslarınız için mümkün olduğunca egzersizlere devam etmek önemlidir, ancak güvenli olması da önemlidir. Durumunuz için doğru türden egzersizleri hakkında doktorunuzla konuşun ve daha sonra fiziksel aktivite düzeyinizi artırmak için hedefler belirleyin.

Meme Cerrahisi Sonrası diğer egzersiz çeşitleri

Ayrıca, meme kanseri olan kadınlar için kalp-akciğer kapasitesinin geliştirilmesine yardımcı olmak için  yapılacak egzersizler de önemlidir. Bu anlamda yapılacak olan egzersizlerin  ve obez olan birisi için bilinçli zayıflamanın bazı kanser türlerinin nüks riskini düşürmeye yardımcı olabileceğine dair kanıtlar vardır. Meme kanseri tedavisi sırasında ve sonrasında fitness egzersizleri hakkında doktorunuza danışın.

Sağlıklı yaşam  için düzenli egzersiz programlarının bir parçası olarak güçlendirme egzersizleri önerilmektedir. Bunlar ameliyattan 4-6 hafta sonrasına kadar başlatılmaz ve genel sağlık durumunuza, tıbbi durumunuza ve formunuza göre uyarlanmalıdır.  Bunlar, küçük el ağırlıkları kullanarak başlar ve zamanla yavaş yavaş ağırlıklar artırılır. Bu egzersiz programı için doktorunuzla görüşmeniz önerilir.

 

 

 


meme-kanseri-sonrasi-yasam.jpg
20/Eyl/2018

Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.

Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.

  • Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.
  • Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.
  • Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.
  • Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.
  • Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

MEME CERRAHİSİ SONRASI HASTALARA ÖNERİLERİMİZ

Ağrı Yönetimi:

Herkesin ameliyattan sonra hissettiği ağrı ve derecesi farklı olabilir.Bu noktada yapmanız gereken kendi ağrı düzeyinizi değerlendirmek ve uygun şekilde ağrı kesici almaktır. Ağrınız şiddetlenmeden önce ağrı kesici alırsanız daha iyi sonuçlar elde edersiniz.

Ağrılarınız için size bir ağrı kesici reçete edilecek. tavsiyemiz bu ağrı kesiciyi düzenli olarak reçete edildiği şekilde kullanmanızdır. Şiddetli ağrılar için ek olarak ikinci bir ağrı kesici reçete edildiyse doktorunuzun önerdiği şekilde onu da kullanabilirsiniz. İyi ağrı kontrolü ile iyileşme hızınız  artacaktır.

Lütfen bu ilaçları almanızı engelleyecek herhangi bir ilaç alerjisi, reaksiyonu veya tıbbi sorununuz varsa bizi haberdar edin.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu yapılmışsa koltuk altına yerleştirilmiş küçük bir yastık da rahatsızlığı azaltabilir.

Her ne kadar bunu o sırada hissetmemiş olsanız da ameliyat sırasında anestezi altındayken nefes almanız için boğazınızdan bir tüp ilerletilmişti. Bu tüp nedeniyle ameliyattan sonra birkaç gün boyunca boğaz ağrısı hissedebilirsiniz, endişelenmeyin.

Dikiş ve Pansuman Bakımı

Ameliyattan sonra hemen ertesi gün destekli sütyeninizi giyin.

Dikişlerinizin üzeri küçük beyaz bant şeritler, gazlı bez veya plastik kaplı gazlı bezle pansuman edilmiş olabilir.

Pansuman, steri bant şeritleri  veya dikişleri kendiniz çıkarmayın. Bunlar size aksi belirtilmedikçe yedi gün içinde kaldırılacaktır. Dikişler emilebilir değilse ve doktorunuz farklı bir şey söylemediyse bir- iki hafta içinde de dikişlerinizi alacağız. Pansuman veya steril bant şeritleri düşerse, bunları değiştirmeye çalışmayın, bize ulaşabilirsiniz.

Ameliyattan 3 gün sonra pansumanın üzerini su geçirmez bantla (eczanelerden temin edilebilir) kapatılarak duş alabilirsiniz.(Bazı durumlarda pansuman daha erken açılarak banyo yapılabilir.Doktorunuz gerekirse bilgi verecektir) Duştan sonra yaranın üzerini iyice kurulamak için havlu kullanın. Steri şeritlere veya dikişlere dokunmamaya veya kaldırmaya özen gösterin.

Cerrahiden sonra memede  morarma ve şişme görülebilir.

Ameliyattan sonraki bir iki gün 38 derecenin altında olan düşük dereceli bir ateş, normaldir. Vücut ısınız 38 dereceyi geçerse bize başvurun.

Ameliyattan sonra dren takılı olduğunu görebilirsiniz. Dreni günde iki ila üç kez veya dren dolduğunda boşaltın (siz taburcu olmadan önce bu konuda size eğitim verilecektir). Dreni ne kadar boşalttığınızı günlük olarak not edin. Dren ile banyo yapıp yapamayacağınızı lütfen doktorunuza danışın, farklı durumlar söz konusu olabilir.

Aktivite

Dikişler alınıncaya kadar aşırı hareketlerden, ağır kaldırmaktan ve güçlü egzersizlerden kaçının. Özellikle merak ettiğiniz bazı işleri “ne zaman yapabileceğiniz” ile ilgili kişisel bir plan yapmanız için bize danışabilirsiniz.

Yürüyüşe hemen başlayabilirsiniz.

Drenler çıkana kadar ev işi yapamaz veya araç kullanamazsın. Artık ağrı kesici kullanmadığınızda araç kullanmaya  yeniden başlayabilir ve direksiyonu çevirirken sorun yaşamayabilirsiniz.

Eğer koltuk altı lenf nodu diseksiyonu yapılmışsa kolunuzu kullanmaktan kaçının, ancak doktorunuzun önerdiği egzersizleri muhakkak yapın. Bu egzersizler hareket ve esneklik kazanmanızı sağlayacaktır.

Çoğu insan üç ila altı hafta içinde işine geri döner. İşe geri dönmek, sizin karakterinize, genel sağlığınıza ve kişisel tercihlerinize göre değişir. İşe dönme konusunda lütfen bize danışın.

Diyet

Anesteziden sonra sıvı almaya başlar başlamaz düzenli diyetinize tekrar başlayabilirsiniz.

Günde 8 ila 10 bardak su ve kafeinsiz içecek, bol meyve ve sebze ile daha düşük yağlı gıdalar almanızı öneririz. Sigara kullanıyorsanız bırakmanızı şiddetle öneriyoruz. Sağlıklı beslenme önerileri hakkında bize danışabilir, isterseniz diyetisyenimizden randevu alabilirsiniz.

Kontrol

Patoloji sonuçlarınız, ameliyatınızdan 7-10 gün sonra  sonra çıkacaktır. Bu konuda sizi ameliyat sonrası ziyaretinizde bilgilendireceğiz.

Kontrol randevuları genellikle ameliyattan sonra  doktorunuz tarafından belirlenerek size bildirilir. Dikişleriniz yaklaşık 10 ila 14 gün içinde alınacaktır. Randevunuz yoksa veya hatırlamıyorsanız genel cerrahi poliklinik asistanımızla iletişime geçin.

Ameliyat sonrası ziyaretinizde pansumanınız değiştirilecek veya tamamen kaldırılacaktır.

Ameliyat sonrasındaki takip süreci

Taburcu olduktan sonra normal yaşamınıza güvenle dönmeniz için tıbbi takibe ihtiyacınız vardır. Doktorunuz bu kontrollerde durumunuzu değerlendirerek tedavinizde bir sonraki adımı belirleyecektir. Bu yüzden doktor kontrollerini aksatmamanız ve size verilen muayene tarihlerine uymanız çok önemlidir. Hastaneden ayrılmadan önce kontrol tarihiniz size bildirilecektir.

Doktorunuza sormak ya da danışmak istediğiniz konuları, gelmeden önce not etmenizi de önemle rica ederiz.

Şu anda, hastaların izlenmesi için standart yaklaşım,  ameliyat sonrası 7-10. gün, 3.ay, 6.ay  ve daha sonra  2-3 yıl boyunca 6 ayda bir daha sonra 5. yıla kadar yılda bir kontrole gelerek doktorunuz tarafından muayene ve görüşme şeklindedir. Görüşmeler sırasında doktorunuz belirli standartlara göre laboratuvar ve radyolojik testler isteyebilecektir

Hangi durumlarda bize randevunuzdan önce ulaşmanız gerekir ?

Aşağıdaki sorunlar varsa , kafanızda cevaplanmamış sorular  varsa veya duygusal destek ihtiyaçlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

* İlaçlarla geçmeyen ağrı

* 38 dereceden fazla ateş veya titreme

* Aşırı kanama, örneğin kanlı bir pansuman

* Memenizde aşırı bir şişme

* Pansumanın dış kısmında kırmızı-pembe renkli bir kızarıklık

* Yaradan akıntı olması veya kötü koku gelmesi

* Dreniniz aktif duruma gelmiyorsa ( normalde negatif basınçta olmalıdır)

  • İlaçlara alerjik reaksiyonlar
  • Kabızlık
  • Kaygı, depresyon, uyku bozukluğu,  veya farklı nedenlerle desteğe ihtiyaç duyuyorsanız

meme-kanserinde-beslenme.jpg
20/Eyl/2018

Meme kanseri sürecinde beslenme biçimi meme kanseri tedavisini olumlu yönde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.

Yapılan araştırmalara göre kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir

Çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.

Meme kanseri tedavisi sürecinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren ishal, uzun süren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.

Erken evre meme kanseri hastaları özellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar. Ayrıca, bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal ve pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.

Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literatürüne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir ürün yoktur.

Geçen 20 yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur.

Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda gereksiz ve hekim önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücuda yarardan çok zarar verdiği hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır.

Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri birçok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.

Son olarak hastalarıma önerim; yediğiniz sağlıklı besinlerin çeşidini arttırmak gibi küçük değişikliklerin uzun dönem yararlarını görünce şaşıracaksınız. Her gün 5 veya daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Beyaz un ve şeker yerine kepekli gıdaları tercih edin. Yüksek yağ içeren etleri kısıtlamaya çalışın. Sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş etleri bırakın. Alkol alıyorsanız, günde en fazla 1 veya 2 kadehle sınırlandırın.


meme-kanserinde-alternatif-tip.jpg
20/Eyl/2018

Bugün meme kanserinin tedavisi için kanıtlanmış alternatif veya tamamlayıcı bir tedavi söz konusu değildir.

Meme kanserinde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi, yüz yılı aşan bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuş ve uygulanmaktadır. Alternatif ve tamamlayıcı tedavi; modern bilimsel tedavilerin meydana getirdiği yan etkileri, komplikasyonları ortadan kaldırmak için ancak doktor kontrolünde uygulanabilir.

Tai chi, masaj, yoga gibi hastaların bedenleri ile ruhlarını harmonize eden uzak doğu kökenli terapilerin opere edilen kolu baskıya almadan yük getirmeden hafif formda uygulanması kabul edilebilir.

Reiki zararsız bir uygulamadır. Psikolojik bir rahatlama sağlayabilir.

Ayurveda Hindistan kökenlidir. Beden, ruh uyumunu beslenme şekli ve meditasyon ile destekler. Burada da önemli olan hastanın opere edilen meme ve kolunu etkileyecek aktivitelerden kaçınmak gerekir.

Akupunktur ile meme kanseri tedavisinde gözlenen ateş basmalarına faydalı olabileceğine dair küçük çalışmalar olmakla beraber opere edilen kol ve meme çevresine uygulanan akupunktur ile  lenfödem gelişme riski vardır. Vücudun diğer bölgelerine uygulanan akupunkturun enfeksiyon ile ilgili sorunlar yaratabileceğini unutmamak gerekir.

Ek olarak alınan C, E, selenyum takviyelerinin meme kanserinde bir faydası olmadığı saptanmıştır.

Anti oksidan amaçlı alınan soya, ginseng, sarımsak, kedi otu ve yüksek doz C vitaminin ilaçlar ile etkileşime girdiği ve tedavileri bozabileceğinden alınması önerilmez.

Buna benzer şekilde destek amaçlı alınması düşünülen her türlü bitkisel desteğin tedaviden sorumlu doktora danışılması gereklidir.


onkoplastik-meme-cerrahisi.jpg
20/Eyl/2018

ONKOPLASTİK MEME  CERRAHİSİ

Meme kanseri hastalığına yakalanan kadın, hem kanser olmanın getirdiği yıpratıcı durumla karşı karşıya kalmakta, hem de kendi kadın kimliğinin ve dış görünüşünün önemli bir öğesi olan meme görünümünün ameliyatla değişeceği, bozulacağı ve hatta memesini kaybedeceği gerçeğiyle başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Bu durum kadının psikososyal ve hatta cinsel yaşantısında önemli negatif etkiler ortaya çıkarmaktadır. Fiziksel görünümde olması muhtemel bozuklukların getirdiği kaygılar, kadının kanser olgusuyla mücadelesini de kötü yönde etkileyebilmektedir. Bu durum, meme varlığı olgusunu koruyabilmek için ‘ onkoplastik meme cerrahisi’ alanının ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir

Onkoplastik meme cerrahisi’, memenin onkolojik cerrahi ile tedavisi sırasında plastik cerrahi meme ameliyatı ilkelerinin uygulandığı cerrahi yöntemdir. Amaç meme bütünlüğünü, şeklini ve varlığını mümkün olduğunca korumak ve gerekirse yeniden meme dokusu oluşturulmasını sağlamaktır.

Meme kanseri cerrahisinde eskiden uygulanan meme dokusunun tamamen alınması yerine, günümüzde daha sınırlı, meme koruyucu cerrahi teknikler ön plana çıkmaktadır. Bu sebeple onkoplastik cerrahinin sadece, ameliyatla alınmış meme dokusunun yeniden oluşturulması için değil, meme kanseri asıl ameliyatının öncesinde planlama ve cerrahi sırasında meme bütünlüğünün sağlanması sırasında kullanımı yaygınlaşmıştır.

Meme kanseri cerrahisi sırasında, çıkarılacak meme dokusunun miktarı ve yerine göre, planlama ve ameliyat için gerekli cilt çizim yapılır. Ameliyatın onkolojik cerrahi kısmı tamamlandıktan sonra, meme şekli verilmesi ve/veya yeni meme oluşturulması işlemi yapılır. Aynı zamanda karşı taraf memeye de cerrahi müdahalede bulunarak memelerin simetrik olması sağlanabilir.

Onkoplastik meme cerrahisinde neden yapılmalıdır ?

1- Meme kanseri ameliyatında cilt ve doku kesilerinin planlamasını yapmak için

2- Meme kanseri ameliyatı sonrası meme deformitesi düzeltilmesi ve gerekirse yeniden meme dokusu oluşturmak için

3- Meme kanseri bulunan kadınlarda, geniş meme dokusu çıkarıldığında açık yaranın başka dokularla kapatılması için

4- Meme kanseri ameliyatı yapılan memenin karşısındaki normal memeye dikleştirme ve küçültme ameliyatı uygulanarak simetrinin sağlanması için

5- Yüksek meme kanseri riski bulunan kadınlarda, meme kanseri tespit edilmemesine rağmen koruyucu amaçla mastektomi ( meme dokusunun alınması) ameliyatı yapıldığında yeni meme dokusu oluşturulması için

6- Meme kanseri ameliyatı sonrası meme ucu ve areola oluşturulması için

Kimlere meme rekonstrüksiyonu yapılabilir?

Tek veya çift memesi bulunmayan, genel sağlık durumu ameliyatı tolere edebilecek her kadına meme rekonstrüksiyonu yapılabilir. Mastektomi yapılmış hastaların büyük çoğunluğunda meme rekonstrüksiyonu için tıbbi bir engel yoktur. Farklı hastalara farklı yöntemler daha uygun olabilir, daha başarılı sonuçlar verebilir.

Meme rekonstrüksiyonunun meme kanseri tedavisine etkisi var mıdır?

Meme rekonstrüksiyonunun, meme kanseri tekrarlaması üzerine bilinen bir riski bulunmamaktadır. Ayrıca tedavide yapılacak radyoterapi (ışın tedavisi) ya da kemoterapi( ilaç tedavisi) de meme rekonstrüksiyonundan etkilenmez.

Meme kanserinin takibinde kullanılan yöntemler, meme rekonstrüksiyonu sonrası da uygulanabilir. Fakat, meme protezi( silikon) ile rekonstrüksiyon yapılan hastalarda takip için mamografi yerine MRG incelemesi daha uygun olmaktadır.

Mastektomi sonrası meme rekonstrüksiyonu ne zaman yapılmalıdır?

Erken rekonstrüksiyon: Meme rekonstrüksiyonu mastektomi sonrası yapılabilindiği gibi mastektomi ile aynı anda da yapılabilir. Meme kanseri tanılarında erken tanının artmasıyla ‘anında rekonstrüksiyon’ uygulamaları artmaya başlamıştır. Mastektomi ile aynı ameliyatta hemen yapılan rekonstrüksiyon seçeneği ameliyat sonrası hastanın psikososyal uyumu açısından daha başarılı olmakta ve rekonstrüksiyon için ayrı bir ameliyat uğraşısını ortadan kaldırmaktadır. Anında rekonstrüksiyon cerrah için daha kolay olabilmekte, estetik sonuçlar daha iyi olmaktadır. Dezavantajı ise meme kanseri ameliyatı ile rekonstrüksiyon ameliyatının birlikte daha uzun süre alması ve iyileşme sürecinin daha uzun olmasıdır.

Geç rekonstrüksiyon: Genel cerrah ve onkoloğun önerisiyle ya da hastanın talep etmemesi, aşırı şişman olması, sigara kullanıyor olması, yüksek tansiyonu bulunması ve uzun ameliyat süresini tolere edemeyecek olması gibi nedenlerle, meme rekonstrüksiyonu mastektomiden daha sonraki bir zamana ertelenebilir. Bu durumda bazı hastalar memeyle ilgili asıl hastalığın tedavisine yoğunlaşabilir. Meme kanseri için yapılan ameliyatla birlikte hastalığın kesin evresinin belirlenmesi ve gerekirse radyoterapi planlanması daha uygun olabilir. Bu durumda radyasyonun yan etkilerinden kaçınmak için rekonstrüksiyon ertelenir. Ülkemizde meme rekonstrüksiyonu genelde bu şekilde ‘geç’ olarak daha sonraki bir tarihte yapılmaktadır.

Meme rekonstrüksiyon seçenekleri nelerdir?

Meme rekonstüksiyonu 2 ana yöntemle yapılır:

–   Meme protezleri ile

  • Otojen rekonstrüksiyon (Hastanın kendi dokusu ile)

Silikon meme protezleri: Ameliyatın daha kolay olması, uzun cerrahi süresi gerektirmeyen nispeten güvenli bir rekonstrüksiyon seçeneği olması açısından tercih edilebilir. Uzun cerrahiyi tolere edemeyen ya da vücudunun başka bir bölgesinin opere edilmesini istemeyen hastalarda tercih edilir. Bu yöntemin dezavantajları, estetik olarak iyi sonuç vermeme riski, enfeksiyon riski, cilt nekrozu riski, kapsül oluşma riski, kayma ve asimetri olması olarak sıralanabilir. Radyoterapi de yapılan hastalarda bu risk daha fazladır.

*Hastanın meme rekonstrüksiyonu için uygun kendi vücut dokusu mümkün değilse,

*Meme dokusu alanı kötü skarlı veya enfekte değilse,

*Profilaktik (koruyucu) mastektomi yapılmışsa,

*Çift taraflı meme rekonstrüksiyonu yapılıyorsa,

*Hasta simetriyi sağlamak için diğer meme cerrahisine izin vermişse,

*Meme veya göğüs duvarına radyoterapi almamış ise; silikon meme proteziyle meme rekonstrüksiyonu için ideal bir adaydır.

Doku genişleticiler: Bazı hastalarda meme protezi için yeterli cilt altı yuva bulunmadığı takdirde, doku genişletici uygulaması yapılabilir. Bu aşamalı bir yöntemdir. Meme bölgesine yerleştirilen cilt altı doku genişletici, ameliyattan 10-15 gün sonra ve 3-5 gün aralıklarla serum fizyolojik ile şişirilir ve uygun cep sağlanınca silikon bazlı bu genişletici çıkarılır ve planlanan ebattaki silikon meme protezi yerleştirilir. Bu rekonstrüksiyon yönteminin dezavantajları 2 aşamalı bir cerrahi olması, toplam 2-3 ay sürebilen çeşitli zaman aralıklarıyla yapılan şişirme işleminde bazen hafif ağrı yaratabilmesi, kapsül oluşması, enfeksiyon riski, cilt kaybı, asimetri olarak görülebilir. Yöntemin her iki cerrahi aşaması 1 saat kadar sürer.

Çift lümenli ayarlanabilir implantlar: Meme rekonstrüksiyonu için protez uygulaması planlandığında yeterli yuva mevcut değilse ve çift ameliyattan kaçınılıyorsa, Becker protez kullanılabilir. Bu protez kalıcı bir doku genişleticidir. İç kısmında serum fizyolojik ile şişirilebilen bir boşluk ve dış lümeninde silikon jel bulunan bu çift lümenli protez kalıcı olarak yerleştirilir. Ameliyattan sonra istenilen büyüklüğe göre iç kısım serum fizyolojik ile şişirilir ve yerinde bırakılır. İsteğe göre ayarlamalar yapılabilir, asimetri daha kolay engellenebilir.

Otojen meme rekonstrüksiyonu nedir?

Hastanın kendi vücudunun başka bir yerinden alınan cilt, yağ ve kas doku ile yapılan meme oluşturma işlemi, otojen rekonstrüksiyondur. Otojen meme rekonstrüksiyonunu, protezle meme rekonstrüksiyonundan ayıran en önemli fark kendi dokusundan olması dolayısıyla doğal görüntü olması ve proteze bağlı kabul edilmeme, enfeksiyon, kapsül oluşumu, cilt kaybı, değiştirme gereksinimi gibi risklerin olmamasıdır.

Otojen rekonstrüksiyon için farklı seçenekler mevcuttur. Karın bölgesinden yapılan TRAM flep ve DİEP flep, sırt bölgesinden yapılan latissimus dorsi flep, uyluktan yapılan TUG flep, kalçadan yapılan gluteal flepler, bel yan bölgeden yapılan Ruben’s fat pad flep bunların en önemlileridir. Bu yöntemlerden karın bölgesinden elde edilen dokuların kullanılması en sık kullanılan otojen meme rekonstrüksiyonu seçeneğidir.

Meme rekonstrüksiyonu için başka hangi dokular kullanılır?

Sırt bölgesinde bulunan latissimus dorsi kas tek başına ya da bir miktar cilt dokusu ile birlikte meme oluşturulması için kullanılabilir. Bu yöntem çoğu kadında yeterli örtü dokusu oluşturmasına rağmen, meme görüntüsü oluşturacak dolgunluk ve kıvrımı veremez. Bazı hastalarda mastektomi sırasında meme bölgesindeki açıklığı kapatmak için kullanılabildiği gibi, bazen de silikon meme protezi ile kullanıldığında yeterli meme büyüklüğü ve kıvrımı oluşturulmak için kullanılabilir. Yöntemin dezavantajı, sırt bölgesinde kamuflajı zor olan bir iz bırakması ve yara iyileşme problemleri olabilmesidir.

Karın ve sırt bölgesi dokular kullanılamadığında kalça bölgesinden ‘gluteal flepler’, yan bel bölgesinden ‘Ruben’s yağ dokusu’,uyluk iç yüzden ‘transvers üst grasilis flep’ serbest flep olarak mikrocerrahi tekniklerle meme rekonstrüksiyonu olarak kullanılabilir. Ayrıca bazı hastalarda meme dokusu yakınındaki dokular da kısmi meme rekonstrüksiyonu için kullanılabilir.

Meme rekonstrüksiyonu sonrası iyileşme süreci nasıldır?

Genel anestezi altında yapılan meme rekonstrüksiyonları, meme protezi kullanıldığında 1-2 saat, hastanın kendi dokusu kullanıldığında tekniğe göre değişmek üzere 4-10 saat arası sürebilmektedir. Meme protezi kullanıldığında hastanede yatış süresi 1-3 gün, flep dokularıyla otojen rekonstrüksiyonda ise yatış süresi 4-7 gün olur. Oluşturulan meme dokusu içinde ve hastanın otojen dokusunun alındığı bölgede hortumlu el bombası şeklinde ‘dren’ adı verilen silikon bazlı, ameliyat alanındaki sıvı ve kan birikimini engelleyen cihazlar bulunur. Sıvı ve kan birikmesinin azalmasıyla 1-4 gün arasında çıkarırlar. Çıkarma işlemi ağrısız ayakta yapılan basit bir pansuman benzeri prosedürdür. Drenler çıkarıldıktan sonra hasta banyo yapabilir. Pansumanlar bir süre devam eder.

Silikon protezlerle günlük hayata dönüş birkaç gün içinde olmasına rağmen, otojen meme rekonstrüksiyonu sonrası karın bölgesi (karın dokusu kullanıldıysa) hassasiyet ve gerginliğinin toparlaması 1 haftayı bulur. 1 hafta sonra hasta işlerinin büyük çoğunluğunu kendi yapabilmesine rağmen, 4-8 hafta ağır kaldırma, egzersiz, cinsel ilişki, araba kullanma gibi aktivitelerden kaçınmalıdır. Karın içi basıncı arttırıcı öksürük, ıkınma, kabızlık, cinsel ilişki gibi durumlardan korunmalıdır.

Uzun süreçte ameliyatlarla çekilen ağrı ve sıkıntıların hepsi unutulur. Her gün yaralar daha da iyiye gider ve izler soluklaşır. Meme dokusunun varlığı, bu süreçten geçen hastaya bütünlük duygusuyla birlikte kanser hastalığı olgusunun dışına çıkma mutluluğu ve güveni verir.

Rekonstrüksiyon sonrası başka ameliyatlara ihtiyaç duyulur mu?

Meme rekonstrüksiyonu  ameliyatları birkaç seansta yapılan ameliyatlardır. Meme rekonstrüksiyonu sonrası çift taraflı simetriyi sağlamak için flep revizyonu, karşı taraf meme dokusuna dikleştirme, meme küçültme, silikon protez yerleştirilmesi gibi çeşitli ameliyatlar da gerçekleştirmek uygun olabilir.

İster meme proteziyle, ister kendi dokusuyla yapılmış olsun, meme ucu ve areola dokusu olmayan meme dokusu tam bir meme görüntüsünde değildir. Hastanın isteği sonucu farklı yöntemlerle meme ucu ve areola oluşturulabilmesi mümkündür. Meme ucu, lokal veya genel anestezi altında çeşitli yöntemlerle oluşturulabilir. Bazı hastalar, meme ucu oluşturulması çok zaruri olmadığı için, sütyen içini dolduran yeterli büyüklük ve şekildeki sağlıklı meme dokusu varlığını yeterli bulmakta ve meme ucu oluşturulmasını talep etmemektedir.

Meme ucu oluşturulması

Genelde meme kanseri cerrahisi sonrası bazen de Poland sendromunda olduğu gibi meme ucu ve etrafındaki areola dokusu bulunmayabilir. Bu durumlarda yeterli meme dokusu mevcutsa veya sağlandıysa meme ucu rekonstrüksiyonu yapılır. Bazı hastalar meme dokusun oluşturulmasına rağmen, ayrıca meme ucunun oluşturulmasına gerek duymayabilir. Çeşitli yöntemler bulunmaktadır:

Tıbbi tatuaj (dövme): Tek başına kullanılabildiği gibi oluşturulan uç kısmın etrafında areola görüntüsü vermek için de kullanılabilir.

Cilt grefti ( doku nakli): Hastanın kendi labia minora ( iç dudak) dokusundan alınan parça meme ucu oluşturmak için kullanılır. Areola dokusu oluşturmak için ise karın veya kasık bölgesinden cilt grefti nakli kullanılır. Verici alanlarda dikiş atılması gereklidir. Birkaç bölgede işlem yapılacağı için genel anestezi tercih edilir.

Lokal flep: Meme ucu oluşturulması planlanan bölgedeki sağlıklı cilt ve cilt altı doku kullanılarak meme uç kısmı oluşturulur. Areola oluşturulması ise tatuaj veya cilt grefti ile yapılabilir.

Yağ ve dermis grefti: Meme uç kısmında dolgunluk sağlamak için yap ya da derinin ikinci katmanı olan dermis dokusu kasık , karın gibi bölgelerden alınarak diğer yöntemlere yardımcı olarak kullanılabilir. Aselüler dermal matriks yapıdaki, vücut dışı bir madde meme uç kısmına projeksiyon vermek için kullanılabilir.

 


meme-kanseri-tedavisinde-yenilikler.jpg
20/Eyl/2018

Meme kanseri tedavisinde yenilikler!

Meme kanseri tek bir hastalık çatısında değerlendirilemeyecek kadar farklı hastalık tiplerini yapısında barındırır.

Bugün için moleküler tiplerine göre tedavi yaklaşımları değişen başlıca dört farklı meme kanseri moleküler alt tipi belirlenmiştir. Bunlar daha çok hormonal tedavinin etkin olduğu hormona duyarlı Luminal A, hem hormonal tedavi hem de kemoterapinin tedavide etkin olduğu Luminal B, biyolojik ajanların kemoterapi ile birlikte tedavide etkili olduğu HER 2 belirgin, ve kemoterapinin tedavide daha etkili olduğu bilinen üçlü negatif tip meme kanserleridir.

Kanser tedavisinde bireyselleştirilmiş (kişiye özel) tedaviler önem kazanmıştır. Meme kanserinde bu farklı moleküler tiplerin olması her meme kanseri hastasının farklı tedavi yöntemleri ile daha başarılı tedavi edilmesini sağlar.

Adjuvan tedavide hastaların kemoterapi kararı aşamasında tümör dokusunda yapılan çok genli analizler gereksiz kemoterapilerin verilmesini önlemede yardımcı olmaktadır.

Meme kanserinin tedavisinde tümörün genetik özelliklerine göre farklı ilaçlar uygulanmaktadır. Genetik testler bazı hastalarda kemoterapiye gerek olmadığını da göstermektedir.

Ülkemizde yapılan bir araştırmada 21- gen analizi (Oncotype-Dx testi) ile hastaların yaklaşık yüzde 31’inde kemoterapi ve hormonoterapi uygulama kararı değişmiştir. Bu gibi testlerle tümörün verilecek ilaçlara duyarlılığı kontrol edilir ve hangi ilacın kullanılacağı, ilacın dozajı gibi kararların daha etkili olarak alınması sağlanır.

Meme kanserinde neoadjuvan tedavide özellikle HER2 pozitif meme kanseri hastalarında biyolojik ajanların kemoterapiye eklenmesi ile başarı oranı %50-60 oranlarına çıkmıştır. Anti-Her2 tedavide kullanılan biyolojik ajanların ikili (trastuzumab-pertuzumab) kullanımı ile yaygın hastalıkta  gözlenen  başarıdan sonra neoadjuvan tedavide de kullanılmaya başlanmıştır.

Yaygın hastalığı (metastatik) olan hastalarda kullandığımız yeni hedefli tedaviler sayesinde metastatik meme kanseri hastalarında uzun süren yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Hormon reseptör pozitif metastatik meme kanserinde everolimus, palbosiklib, Her 2 pozitif hastalıkta Lapatinib, TDM-1, ve meme kanserinin bütün alt tiplerinde etkili eribulin, ixabepilone gibi kemoterapi ilaçları mevcut tedavilere ek tedavi şansları getirmektedir.

Birçok kanser türünde etkinliği kanıtlanan bağışıklı sistemi üzerinden etkili aşıların meme kanserinde özellikle üçlü negatif alt tipinde etkinliğini araştıran çalışmalar devam etmektedir.

Öte yandan özellikle memesi alınmayan hastalarda memeye mutlak verilmesi gereken ışın tedavisi (radyoterapi) süresi oldukça uzun olup, yaklaşık 5-6 haftayı bulmaktadır. Uygun hastalarda hipofraksiyone radyoterapi denilen yöntemle de ışın tedavisi süresi 3 haftaya indirilmektedir.

Radyoterapideki gelişmelere paralel olarak özellikle hedefli radyoterapi imkanı sağlayan yeni teknikler (Tru-beam, cyberknife, gamaknife) ile metastatik hastalıkta konvensiyonel radyoterapiye etkinlik ve yan etki açısından üstünlük sağlanmaktadır.


meme-kanseri-tedavisi.jpg
20/Eyl/2018

Günümüzde meme kanseri tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri ile hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde öncelik memenin korunmasına yönelik tedavi ve uygulamalardır.

Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı önceden tespit edilerek önlem alınıp, tümöre direk olarak müdahale edilmektedir. İleri evre meme kanserinde memenin cerrahi ile alınması söz konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.

Meme kanseri tedavisi hastanın hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişir. Evre 0’da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır. Çoğu zaman radyoterapi de tedaviye eklenir. Evre I ve II ‘de kitle küçük olduğu için önce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir. Evre III’te önce kemoterapi tedavisi uygulanır ardından hasta ameliyata alınır. Evre IV’te ise eğer kanser vücudun çok fazla bölgesine yayılmadıysa cerrahi düşünülebilir. Ancak kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle önerilmez. Sadece kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi uygulanır.

Özellikle Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son dönemde geliştirilen etkili kemoterapi ilaçlarındandır. Yakın dönemde meme kanserinde özel aşıların da tedavide kullanılacak olduğunu biliyoruz.

Meme Kanseri Tedavi Yöntemleri

Cerrahi Yöntemler

Meme kanseri cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. Günümüzde çok fazla tercih edilmeyen bir yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.Şimdi gerekli  görüldüğü durumlarda modifiye edilmiş radikal mastektomi yapılabiliyor.

Meme Koruyucu Cerrahi: Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha çok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir.
Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir

Lenf Bezi Cerrahisi: Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Radyoterapi Tedavisi

Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme bölgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser hücrelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile özellikle yenileme riski yüksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.

Meme kanseri tanısıyla ameliyat edilen ve memesi alınmayan hastaların hepsine radyoterapi verilir. Radyoterapide amaç, memenin diğer kadranlarında bulunabilecek tümör hücrelerinin de yok edilmesi ve aynı memede hastalığın daha sonra tekrar etme ihtimalinin azaltılmasıdır.

Bu tedavi haftada 5 gün yapılır ve yaklaşık 7 hafta devam eder. Hastanın hastanede yatmasına gerek yoktur. Tedaviden önce ışın alanı merkezine kolay çıkmayan boyalı kalemle küçük işaretler çizilir. Tedavi yapılan bölgede kızarıklık, pullanma, ödem ve cilt renginde koyulaşma ile vücutta halsizlik ve yorgunluk olabilir.

Her gün bir iki saat dinlenip yürüyüş yapılması psikosoyal güçlenme sağlayıp olumsuz etkileri azaltmakta etkili olabilmektedir.

İlaç Tedavileri

Kemoterapi: 

Meme kanserinde kemoterapi çoğunlukla cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli hücre kalmamasına rağmen koruyucu bir önlem olarak bir süre daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.

Meme kanserinde kemoterapi çok sık uygulanan bir tedavi seçeneğidir. Ancak erken evre meme kanseri olan hastalarda gereksiz kemoterapinin önüne geçebilmek için tümördeki genlerin analizi yapılmaktadır. Bunlardan 21- gen analizi (Oncotype-Dx testi) ile hastaların yaklaşık yüzde 31’inde kemoterapi ve hormonoterapi uygulama kararı değişmiştir.

Bu değişikliklere ek olarak meme kanseri tedavisinde özellikle ileri ve metastatik hastalarda yeni ilaçlar başarılı sonuçlar vermekte, hastaların yüzde 50-60’ında tümörün kaybolmasını sağlamaktadır.

Kemoterapi genellikle ameliyat sonrası önerilen bir tedavidir. Ancak, bazı hastalarda ameliyattan önce verilmesi ve kanserli dokunun küçültülmesi gerekebilir. Ayrıca verilen ilaçların tümör hücrelerinde etkili olup olmadığı da anlaşılabilir.Tümör çapı büyük olan, deriyi tutmuş veya koltuk altında büyük lenf bezleri saptanan hastalarda bu tedavi tercih edilir.

Genellikle üç haftada bir tekrarlanan kemoterapi 4 ila 8 seans sürer. Kemoterapi tedavisinde kolun toplardamarına yerleştirilen bir kateter ve port aracılığıyla ilaçlar verilir. Verilen ilaçlara bağlı olarak koldaki damarlarda sertleşme, kızarıklık ve tıkanıklık olabilir. Bu nedenle uzun süreli tedavilerde küçük bir ameliyatla köprücük kemiğinin altına bir port adı verilen alet yerleştirilir. Buna bağlı olan tüpün ucu kalbe yakın ana toplardamarın içerisindedir. Port, deriden kolayca hissedilir. Özel bir iğne ile buraya girilir. Medikal onkolog tarafından hazırlanan özel tedavi sıvısı birkaç saat içerisinde buradan dolaşıma gönderilir.

Kemoterapide bulantı, kusma, halsizlik, ağız kuruluğu, iştahsızlık en sık karşılaşılan problemlerdir. Saç dökülmesi hastaların en sevmedikleri durumdur. Ama 10- 15 gün sonra dökülmeye başlayan saçlar, tedavi bittikten kısa bir süre sonra tekrar çıkar.

Kemoterapinin bir diğer yan etkisi de kemik iliğini etkileyerek akyuvar sayısının azaltmasıdır. Bu nedenle her tedavi öncesi kan sayımı yapılır. Akyuvar sayısı azaldığında kemoterapiye ara verilerek özel ilaçlara bunların artırılması sağlanır. Tedavi sırasında kan verilmesi de gerekebilir.

Hormonoterapi:

Meme kanserinin oluşmasında östrojen ve progesteron hormonlarının rolü bilinmektedir. Hastaların üçte ikisinde kanser hücreleri hormona duyarlıdır (hormon reseptör pozitif). Bu nedenle meme kanserli hastalara hormon tedavisi uygulanması çelişkili görünmektedir. Ancak bu tedavi aslında bir anti-hormon tedavisidir.

Bazı hastalarda kanser hücreleri üzerinde östrojen ve progesteron hormonlarının alıcıları (reseptör) vardır. Bu alıcılar kan dolaşımındaki hormonlarla uyarılarak yeniden meme kanseri oluşmasına neden olur. Bu nedenle tümör hücrelerinde hormon reseptörleri olan hastalarda östrojen hormonun etkisini ortadan kaldırıcı tedavilere gereksinim vardır.

Hormon tedavisi genelde kemoterapi bittikten sonra başlar. Hormon reseptör pozitif hastalıklarda, adjuvan ve neoadjuvan tedavide anti hormonal ilaçlar kullanılır. Tümörün meme dokusunun dışına yayıldığı durumlarda da etkin bir şekilde kullanılır.

Tamoksifen:

Kanser hücrelerinde östrojen reseptörlerini bloke eder. Tamoksifen kullanım süresi 5-10 yıldır. Bu şekilde meme kanseri tedavisi gören kadınların meme kanserine yeniden yakalanma ihtimalleri oldukça azalmaktadır.

Tamoksifen meme kanseri tedavisinde kullanıldığı gibi daha henüz kanser oluşmamış (karsinoma in situ) ve kanser riski belirgin yüksek hastalarda da koruyucu amaçla kullanılır. Anti-hormon tedavisi ile özellikle adet gören kadınlarda sıcak basması, terleme, vücutta yağlanma gibi yakınmalar olabilir. Rahim kanseri riskinde artış ve damar içi pıhtılaşma tamoksifene bağlı olarak gözlenebilen iki önemli yan etkidir. On yıllık takipte rahim kanseri sıklığı tamoksifen kullananlarda 1.26/1000 oranında iken kullanmayanlarda 0.58/1000 oranındadır ve 2.5 kat artmıştır. Yapılan çalışmalarda tamoksifen kullanımına bağlı rahim kanseri riskinin menopoz öncesi kadınlarda anlamlı oranda artmadığı saptanmıştır. Rahim kanseri riskinin menopoz dönemindeki kadınlarda daha belirgin olarak arttığı bilinmektedir. Tedavi öncesi ve yılda bir jinekoloji uzmanı kontrolü ile rahim kanseri riski ortadan kaldırılabilmektedir.

Tamoksifen sıklıkla menopoz öncesi kullanılan hormonal tedavide kullanılır. Menopoz öncesi jinekoloji kontrolü yapılan hastalarda rahim kanseri riski açısından kullanımını engelleyecek bir durum yoktur. Yine menopoz öncesi kullanımda ve ileri derecede yaşlılığı olmayan hastalarda tamoksifene bağlı damar tıkanıklığı riskine pek rastlanmaz.

Aromataz inhibitörleri:

Yağ dokusundaki aromataz enzimini bloke eder ve menopoz sonrası kadınlardaki östrojen hormonu oluşumunu engelleyerek antihormonal tedavide kullanılır. Kanser tedavisinde menopoz dönemindeki kadınlarda etkin bir şekilde kullanılır. Karsinoma insitu vaklarında koruyucu olarak cerrahi tedavi sonrası kullanılır. Eklem ve kas ağrıları ile kemik erimesini hızlandiran yan etkileri vardır. Tedavinin başında kemik yoğunluğu ölçümü yapılarak gerekli hallerde kemik yoğunluğunu güçlendiren altı ayda 1 kullanılan ilaçlarla birlikte kullanımı önerilir. Bu şekilde menopoz sonrası meme kanserli hastalarda kemiğe bağlı hastalık gelişimi azaltılır.

Over ablasyonu:

Otuz beş yaş altı ve bazı 40 yaş altı menopoz öncesi kadınlarda tamoksifen ile birlikte ayda 1 cilt altı (karın veya kol cildi) uygulanan iğneler ile yumurtalıkların çalışması önlenerek anti-hormonal tedavi yapılmasıdır. Hormonal tedavinin daha etkili olması sağlanır.

Akıllı Tedaviler:

Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve tümöre özgü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ilaçları ve hormon tedavileri dışında seçenekler bulunmazken günümüzde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar ile yeni hormonal tedavi ilaçlarının birlikte kullanımı başarılı sonuçlar getirmektedir.

 




FARKINDA OL, GEÇ KALMA





WE CARE, WE CAN





0-224-970-0101


İLETİŞİM HATTI

Op. Dr. Ersoy Taşpınar, uzman bir ekip çalışmasıyla her türlü genel cerrahi işlemleri yüksek başarı oranıyla gerçekleştirmektedir.




Copyright by Bursa Web Tasarım 2018. Site içeriğinde bulunan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, bu bilgiler kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi ve tanı koyması yerine geçmez.



Copyright by Bursa Web Tasarım 2018. Site içeriğinde bulunan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, bu bilgiler kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi ve tanı koyması yerine geçmez.